HZ MUSA VE MISIR TARİHİ
Mısır
tarihini bilmeden Hazreti Musa'yı anlayamayız. Antik Mısır kaynaklarından Hz. Musa’yı ele almadan önce, İslam karşıtı birtakım söylemlerde Hz Musa'nın,
İbrahim'in, Muhammed'in, İsa'nın yaşamadığı, bunlar sonradan müminlere kutsal
metinler vasıtasıyla veya kanaat önderleri aracılığıyla yaşamış gibi gösterilen
mitolojik söylemlere dayandırılan iddialar vardır. Bu mitsel görüşlerin
tarihsel sebepleri nelerdir?
1.
Tarihte gerçekleşen mucizelerle
ilgili herhangi bir vurgunun bulunamaması aslında bazı şeyleri kayıt altına
almak, ezilmişlik, yenilmişlik yaşattığı için bu tür tespitler tarihe
kaydedilmez. Resmi tarihlerinde bunu anlatmak işlerine gelmez.
Mesela
yakın tarihimizde Amerika'nın 1993 tarihinde Somali'de 18 kayıp verdiği
mogadişu (Somali'nin başkenti) muharebesinde ABD geri çekilme kararı almasına
rağmen durumunu “ Kara Şahin düştü”adıyla film yaparak travma etkisi yaratan
askeri başarısızlıklarını algı yönetimi kullanarak ezilmişlik yenilmişlik
duygularını fedakarça savaşan asker, cesaret duyguları gibi değerleri
yücelterek ulusal gururu korumaya yönelik kayıtlar tarihe düşmüşlerdir.
2.
Mısır Medeniyetine dahil olan
isimleri Kur'an birebir olduğu gibi almıyor. Benzeri durum Osmanlı'da da vardı.
Mesela Sokullu Mehmet paşa Sırp olduğu halde sırp ismini bilmiyoruz. Ya da
Hürrem sultan'ı Ukraynalı olmasına rağmen o isimle onu bilmiyoruz. Dolayısıyla
imparatorluğun içine girince isim ve sıfatlar değiştiriliyor.
Asıl ismi
Malcolm Little olan Malcolm x bilinçli olarak soyadını reddetmiştir. Little
soyadı atalarının köle sahibi beyazlardan miras kaldığını düşünüyordu. Bu
nedenle gerçek soyadını bilmediği için x harfini kullanarak kimliğinin çalınmış
olduğunu simgelemek istemiştir.
Aynı
zamanda bu tutumu beyaz baskı sistemine karşı simgesel bir başkaldırıdır.
Malcolm x şöyle der: Amerika'da bütün siyahilerin ismi değiştirildi O yüzden
benim soyadım yok.
İşte biz
Kur'an'da Hz Musa'yı Yusuf'u veya herhangi bir ismi arapçalaşmış olarak
buluruz. Yeşua ‘ya İsa,Maykel-Mischel Mikail olması gibi. Kelimeler aynı ama
dilden dile telaffuzları olsun yazılışları olsun değişiyor.Moşe-Mose Musa
gibi.Abraham İbrahim gibi. Kur'an'ın verdiği isimleri O yüzden tarihte birebir
olduğu gibi arandığında bulunamaması onun tarihte yaşamadığı anlamına
gelmemektedir.
3.
Peygamberler yanlış kronolojide
aranırsa bulunamazlar. Bu durum da onların yaşamamış olduğunu göstermez. Mesela
Kurtuluş savaşı'nı ı Dünya Savaşı'ndan sonra değil de mercidabık Savaşı'ndan
sonra ararsanız bulamazsınız ve böyle bir savaş tarihte olmamıştır dersiniz.
Yusuf'u,
musa'yı isa'yı.... Arkeolojide bulamadık görüşü daha çok pozitivist (gözlem ve
bilime dayalı) ve materyalist (ruh Tanrı ahiret gibi fizik ötesi kavramları
reddeden) zihniyetin yorumlamasıdır. Bunun nedeni de kitabı mukaddesten
kronolojik olarak araştırmaya çalışmalarıdır. Bu durumda Musa’yı 2 Ramses
döneminde aramaya kalkışmak bu dönemde yaşamamış bir medeniyetin kalıntılarına
ulaşamamak demek yaşamadığı anlamına gelmemektedir.
MISIR TARİHİNDE 4 KRALLIK DÖNEMİ
1.
ESKİ
KRALLIK DÖNEMİ (M.Ö 3100- 2150)
Hazreti
idris'in bu dönemde yaşadığı sonraları Thot ay tanrısı ile özdeşleştirildiği ve
böylece tanrılaştırıldığı kayıtlarda geçmektedir.
2.
ORTA
KRALLIK DÖNEMİ (M.Ö 2050-1650)
Hazreti
Yusuf'un yaşadığı varsayılan dönemdir.M.Ö 1.600 yıllarına ait papirüslerde
hapishane ile ilgili kalıntılara rastlanmıştır. Bu dönemde bir duvar resminde
avar is kentine göç eden bir Sami kavmine rastlanmıştır. Bu kavim
israiloğulları'nın da dahil olduğu bir kavimdir. Arap ve israiloğullarına
kapsamaktadır. Yani mısırlı olmayan Filistin bölgesinden Mısır'a giriş yapan
bir kavim.
Helenistik
son dönemde de bir kaya üzerinde mısır'ın 4 Krallık döneminin resmedildiği ve
orta Krallık döneminde yaşanan 7 yıl kıtlık dönemi ve bolluk dönemini Atıf
yapılmıştır. Bu yazıtlardaki bilgiler kur'an'daki Hz Yusuf dönemine ait
bilgilerle örtüşmektedir.
3.
YENİ
KRALLIK DÖNEMİ (M.Ö 1570-935)
Firavun
isimlerinin kullanıldığı dönemdir. Mısır bilimi bizlere Mısır'ın hükümdarlarını
ve ne zaman Firavun denildiği hakkında britanikada şöyle der: Mısır dilinde
peraa -büyük ev ,eski Mısır'ın kraliyet sarayı demekti. Yeni krallık döneminde
m.ö 18 hanedan'dan başlayarak Mısır krallarının eş anlamlısı olarak firavun
kullanılmaya başlandı. Bu dönem Hz Musa'nın da yaşadığı dönem olarak kabul
edilir.
Demek ki
kuruluş dönemi ve orta dönemde Mısır krallarına firavun denmiyor. 18 hanedanla
kullanılmaya başlanmıştır. Mesela Kanuni Sultan Süleyman'a padişah deniyor.
Mustafa Kemal Atatürk ve sonrasına cumhurbaşkanı şimdi ise başkanlık sistemi
var. Padişah Celal Bayar demek nasıl tarihsel bir hata ise orta Krallık
dönemindeki bir kimseye de firavun demek aynı hatadır zira orta Krallık
döneminde hükümdarlara Aziz denmekteydi bu kur'an'la sabittir.
Kitabı
mukaddeste Yusuf'un firavunla birlikteliğinden bahsederken Kur'an bunu
düzeltir. Bu da bize kitabı mukaddes'in tarihsel bağlamı ile ilgili hata
verdiğini gösterir. Bunu Hz Muhammed'in düzeltebilme gibi bir bilgisinin olması
imkansızdır zira 1850'lere kadar biz de bilmiyorduk.
4.
YUNAN ROMA
DÖNEMİ ( M.Ö 935-M.S 343)
Mısır, Roma
imparatoru Kleopatra ve augustus hükümdarları tarafından istila edilerek
firavunların egemenliğine son vermiştir. Mısır Roma'nın eyaleti haline
getirilmiştir. Bu döneme hermetik dönem denmiştir. Eski Mısır medeniyetine
dayalı azizlerin tanrı'nın yeryüzündeki görüntüsü inancına dayandırmışlardır.
HAZRETİ MUSA VE YAŞADIĞI DÖNEM
Mose antik
Mısır'da kullanılan bir kelimedir. Doğmak, doğurmak, dünyaya gelen
anlamındadır. İbranicede moşe, Arapçada musa'dır. 18 yüzyıl yeni krallık
döneminde Mısır'da çok sıklıkla kullanılıyor. Başına ek olarak firavunların
ismi gelerek kullanılmıştır.
Ahmose---ah
‘dan doğan
Thotmose
---Thot’dan doğan gibi
Mısırlılar
firavunlara taptığı için firavun isimlerini bu şekilde kullanırlardı. Ama Musa
için sadece ön takısız kullanıldı. Çünkü Musa tevhide inanan biri. O yüzden
isminin bile bu şekilde kullanılması herhangi bir tanrıdan doğmadığı mesajını
vererek muvahhit inancını göstermektedir. Muhtemeldir ki firavun ve ailesi
musa'ya Amonmoses veya Thotmose gibi isimler koymuş Musa'nın ailesi tanrıları
ile ilgili bölümü atarak sadece Moşe demişlerdir. Kur'an-ı Kerim'de başka
dildeki isimleri Arapçaya dönüştürerek bu ismi Musa olarak kullanmıştır.
Bu tarihte
kayıtlarda mosse isminin geçtiğini görüyoruz. Bu da bize Mısır'da kullanılan
isim olduğu bilgisini veriyor. Yusuf a.s'dan sonra Musa a.s kadar 200 yıl gibi
bir zaman olduğunu tarihçiler söyler. Bu dönemle ilgili kayıtlarda önemli
bilgiler vardır. Yusuf a.s Mısır'a geldikten sonra Kur'an ve Mukaddes kitaba
göre kardeşleri de geliyor ve onları affediyor. Daha sonra kardeşlerinin
akrabaları Kur'an'da geçen 12 sıbt dediğimiz İsrailoğulları kavmi kafileler
halinde Mısır'a geliyorlar. Bu ara dönem esbatlar dönemidir. Yusuf'un
kardeşleri ve oğullarına Kur'an esbat (torunlar) diyor. Yakup'un oğullarından
türeyen soyları yani israiloğulları'nın kollarını ifade ederler. Hazreti
Yusuf'un ölümünden sonra bu İsrailoğulları tıpkı pavlus’un, samirinin yaptığı gibi
eski Mısır dini ile Yakup ve yusuf'tan aldığı monoteizmi sentezleyerek yeni bir
mısır inancı ortaya çıkarmıştır. Bu yeni inanışta Yusuf ve eşi
tanrılaştırılıyor.
İsis
annelik, sadakat ve koruma sembolü iken osiris Diriliş sembolüdür. İşte bunlar
Yusuf ve eşinin tanrılaştırıldıkları figürlerdir. Osiris Mısır'da apis boğası
ile imgelenir. Yusuf israiloğulları'na göre apis boğasıdır. Samiri de Musa'nın
yokluğunda osirisi reankarnasyon şeklinde karşılarına çıkarıp ona inanmalarını
sağlamak istemektedir.
Arapçadaki
Aziz-Üzeyir-osiris aynı kelimenin telaffuzlarıdır. Dolayısıyla
israiloğulları'nın Allah'ın oğlu dedikleri Yusuf’tur. Yahudiler Yusuf'u
tanrının oğlu diyerek tanrılaştırdılar daha sonra da İsa’yı aynı gerekçe ile
putlaştırdılar. Üzeyir'e Ezradir diyenler vardır (dini şahsiyet). Ancak
Yahudiler peygamberleri ilahlaştırıp Allah'ın oğlu dediklerine göre Ezra da
dini bir şahsiyet değil bir peygamber figürü olmalıdır. Bunun da Yusuf olması
ihtimali söz konusudur.
Tövbe 30
ayetinde geçen Üzeyir Hz Yusuf tur.
9.30:
Yahudiler, 'Üzeyr, Allahʼın oğludur' dediler. Hıristiyanlar ise, 'İsa Mesih,
Allahʼın oğludur' dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri (gerçeği
yansıtmayan) sözleridir. Onların bu sözleri daha önce inkâr etmiş kimselerin
söylediklerine benziyor. Allah, onları kahretsin. Nasıl da haktan
çevriliyorlar! (Diyanet Meali)
Yozlaşan
Esbat (İsrailoğulları) bir süre sonra Mısır'da yabancı bir güç olarak insanlara
zulmetmeye başladılar. Arkeolojide buna hiksoslar ( çoban krallar ) dönemi
deniyor. Yani Mısır'da yönetici oldukları dönem. Orta krallıkla yeni krallık
arasındaki Fetret dönemidir. Mısır elitleri bir süre sonra ilk soslar
zayıflayınca yönetimi ele geçirirler. Yönetime gelen ilk kişi 1 Ahmosedir.
1.Ahmose İsrailoğulları'nı köleleştirme politikalarını gündemine alıyor maksat
onları işçi yaparak köleleştirmek değil zaten işçi ihtiyacı yoktur. Tıpkı bugün
Gazze ve Filistin’lilere israiloğulları'nın yaptığı şeyi örnek olarak
verebiliriz. İsrail'in bunlara zulmetme sebebi nüfusun yükselip bizi gelip
yıkamasınlar diyedir. Tekrar iktidara gelip başlarına musallat olmasın diye köleleştiriliyorlar.
Ahmose’den
sonra Amenhetop hanedanlığın 2 firavunudur. Kendilerine firavun denmesi artık
kişi merkezli ve kişiye itaati gerektiren bir sistem kurulduğu içindir. Firavun
,büyük ev ,piramit ya da sistemin kendisi demektir. Sistemi bozmamanın tek yolu
kişiye itaattir. Geçen 200 yıllık Fetret dönemi onlar için büyük çöküş
olduğundan o çöküşü tekrar yaşamamak için tedbirler üretiyorlar.
Hz Musa 2.
Ve 3. Thutmose firavunları döneminde yaşadı. 20 yüzyıl ramses döneminde
arandığı için tarihte bulunan ve mitolojiktir deniliyor.
Thutmose
firavun mumyasında vücudunun olağan dışı yaygın bir hastalıktan yaralanmış ve
bu izlerin büyük ihtimalle cüzzam izlerini taşıdığını naklederler. Bu izlerin
mumyalama sonucu mu yoksa hastalık sonucu mu olduğuna ilişkin netlik yoktur.
Mısır'dan çıkışın firavunudur diyenler de vücudundaki bu izlerin Mısır'da
yaşanılan kurbağa, çekirge, suların kan olması, kıtlık gibi olayların bulaşıcı
hastalıklardan kaynaklı olduğunu düşünmektedirler.
18 hanedan
döneminde pek çok arkeolojik araştırmalarda ulaşılan bulgular Hz Musa dönemi
ile örtüşüyor.
Santera
patlaması diye volkanik bir patlamanın meydana geldiği ve doğa yasalarında
150-200 yıl kadar süren doğa anomalilerine sebebiyet verdiği tespit edilmiştir:
· iklimsel etkiler: küresel sıcaklık artışı
veya düşüşleri gibi etkilenmeler.
· Hava kirliliği sebebiyle solunum yolu hastalıkları
gibi sağlık sorunlarının ortaya çıkması.
· Tarım ve ekosistem üzerine olumsuz etkileri ile
tarım arazilerinde ki bitkiler zarar görmesi.
Mısır
tarihlerinde 2. Thutmose’nin karısı Hatşepsut’un evlatlık aldığı ve büyüttüğü
geçmektedir kayıtlarda adının Senenmut olduğudur.
Bir yazıtta
2 .Thutmose’nin “hiçbir erkeği hayatta bırakmayacağım.”ifadesine rastlanmış
olup bu da hazreti Musa dönemi ile örtüşmektedir.
Yine tespit
edilen yazıtlarda İsrail, Kenan, yanmış tuğla (kasas 38'de geçmektedir) gibi
Mısır firavunları döneminde detaylara rastlanmıştır.
Hz Musa ile
ilgili geçen 9 mucizenin (kurbağa, Kan, çekirge, yedi Beyza, âsa, haşere,
tufan, denizin yarılması) mısır papirüslerinde geçmektedir.
Çıkıştan
sonraya ait bir çömlekte bulunan bir yazıtta:” sayıca çokluğumuzu, ölçüsüzce
çoğalmamızı kısırlaştırmak için fırsat kolladı...” bundan anlıyoruz ki tarihte
çocukları katletme Mısır firavunları döneminde iki kez planlanmıştır. Zaten
ayetlerde de böyle olduğu geçmektedir.
Çıkış
sonrası yaşanılan olaylar ile ilgili bir tarihsel belgede mısır'ın büyük bir
ekonomik kriz yaşadıklarını ve askeri açıdan yaşanılan zayıflama sürecinden
bahseder. Bundan anlaşılıyor ki firavunun hezimete uğradıktan sonra askeri ve
ekonomik güç çökmüştür. Tarihçiler bu belgeleri bu şekilde yorumlamışlardır.
HZ MUSA DÖNEMINDE MISIR
Siyasi
Yapı: Güçlü bir monarşiye dayalı
firavuni yönetim hakimdi. Tek ve mutlak otorite firavundu. Kendini tanrı kral
olarak görür; ilahi hakla yönettiğine inanılırdı.
Halk
,Firavunun bu ilahi yetkisini sorgusuz kabul etmek zorundaydı (Naziat 24: ben
sizin en yüce rabbinizim ve kasas 38'de:”sizin için benden başka ilah
tanımıyorum.”)
Sosyal
yapı: Mısır'daki sosyal yapı 7
tabakadan oluşan piramit sistemi idi. Bu tabakaları şu şekilde sıralayabiliriz:
1. Firavun
2. ailesi ve yakınları (özel muameleye tabi
tuttukları, imtiyazlı ayrıcalıklı olan sınıf.)
3. Mele, Haman,Asiller, Bürokratlar
4. Askerler, Bilginler ve Sihirbazlar(din ve
ideoloji)
5. Tüccarlar (Karun)
6. Zanaatkarlar (ustalar)
7. Çiftçi ve köylüler
Halkını
köleleştirerek zirvede duran firavuna karşı kölelikten nasıl
özgürleştirilecağini Hz Musa’dan öğreneceğiz. Köleleşmiş ruhlar nasıl ayağa
kaldırılır ve nasıl yöntemler izlenilir.
Ekonomi: ekonomik yapı Nil’e dayalı tarım ,zorunlu iş
gücü, sınıfsal sömürü, merkezi denetim ve servet uçurumu üzerine kuruluydu
(kasas 4: firavun halkı parçalayıp gruplara ayırmıştı) .
Ekonomik
yapı Kur'an ve tarihsel kaynaklara göre şöyle özetlenebilir:
1. Tarım Temelli ekonomi: Nil nehri çevresindeki
verimli Topraklar tarımın ana kaynağıydı. Sulama sistemleri gelişmiştir. Nil'in
taşması ekonomi için hayati idi.
2. Zorunlu işçilik ve kölelik: İsrailoğulları gibi
topluluklar köle veya angarya işçi statüsünde idi. Kur'an'da onların tuğla
yapımı, inşaat, ağır işlerde çalıştırıldığı anlatılır (kasas 4 ve bakara 49)
3. Devlet eliyle ekonomik denetim: ekonomik kaynaklar
firavun iktidarının kontrolündeydi. Zekat benzeri vergiler halktan zorla
alınmaktaydı. Mal ve üretim, saray ve aristokrasi lehine yönlendirilirdi.
4. Ekonomi elit kesimini refahı için planlanmıştı.
5. Karun tipi sermaye darlar kaymağı yiyen kesimdi.
6. Ticaret ve hayvancılık mevcuttu.
Hukuki
Yapı: Hukuk sistemlerinde karar
tanrısal firavun otoritesine dayalı teokratik ve mutlak monarşik bir düzene
dayalıydı.
Yerel
düzeyde davalara bakan memurlar ve katipler vardı. Üst düzey davalar ise saraya
veya doğrudan firavuna iletilirdi. Hukuk daha çok zorbalık ve korku yoluyla
işlerdi. Hırsızlık, isyan, kutsallara hakaret gibi suçlara ağır cezalar
verilirdi. Araf 127, kasas 4'te Firavun'un halka baskı uyguladığı, insanları
öldürdüğü anlatılır.
İsrailoğullarına
ayrımcı hukuk sistemi işlemekteydi. İsrailoğulları 2 sınıf halk statüsünde
olduklarından onlara karşı hukuki koruma zayıftı. Ağır işlerde çalıştırılıyor
öldürülmeleri meşrulaştırılıyordu.
Hukuk
sistemlerini Hz Musa'nın işlediği suç üzerinden anlayabiliriz.(Kasas 15) Ölen
kişi mısırlı kıptidir. Normal bir hukukta olması gereken tahkikat yapılır,
şahitler, failler çağrılır. Olay yargıya intikal eder hafifletici sebepler göz
önünde bulundurulur ve yargı kararı verir. Oysa olay böyle gerçekleşmiyor.
Saraydan kimliğini gizleyen mümin bir kimse musa'ya gizliden haber getiriyor :”
karar çıktı seni öldürecekler.” Musa dinlenmedi . Şahitler dinlenmedi. Bu karar
nasıl çıktı? Hukuk firavunun emirlerine göre işlemektedir. haklıya göre değil,
güçlüye göre bir hukuk işleyişi mevcuttur. Ve buna hiç kimsenin itiraz etme
hakkı yoktur.
· Dini Yapı: Mısır'da
kral ya ilahtır ya ilahın oğludur. dini otoriteyi rahipler oluşturmaz;
firavunlar oluşturur rahipler onaylarlar. Kur'an'da dini yapıyı anlatan 3 unsur
bize anlatılır:
· Firavun'un ilahlıkta bulunması kasas 28
· Firavun'un raplik iddiasında bulunması naziat 24
· Dini şekillendirme iddiasında bulunması Araf 123
Firavun,
tanrı'nın yeryüzündeki temsilcisi sayılırdı. Bu nedenle emirleri büyüktü.
Firavun baş
Tanrı olmakla beraber politeist (çok tanrılı) inanç hakimdi aynı zamanda. Her
şehrin hatta her mesleğin bile koruyucu tanrısı vardı. Tanrılar doğa güçleri
ile özdeşleştirilirdi (Güneş, ölüm, bereket, bilgi, su.....)
Devasa
tapınaklar yapılırdı. Tanrıya ibadet ve firavuna bağlılık için kullanılırdı.
Piramitler defin yeri değil ölümsüzlük hazırlığıydı. Bu nedenle piramitlerin
içinde ihtiyaç duyulan her şey mevcuttu. Mumyalama olayı da ruhun dirileceğine
olan inançtan kaynaklıydı. Din,halkı itaate yöneltmenin ve Firavun'un
meşruiyetini sağlamanın aracıydı.
Tapınılan
hayvanların en önemlisi apis öküzüdür. Apis, tanrının yeryüzündeki sureti
olarak kabul edilirdi. Eski Krallık döneminde oluşturulan tarımsal toplumda
öküz Toprak sürme gücünü temsil ettiği için bereket ve verimlilik ile
ilişkilendirilmiştir.
Mısırlılar
apis boğasina Prag ve o serisin sembolü olarak tapınırken, yunanlılarda
tanrının cisimleşmiş hali olarak tapmışlardır. Bu yüzden altın buzağı apis
boğası ile özdeşleştirildiğinden, Yahudilerin altın buzağıya tapınmaları aynı
zamanda cisimleşmiş osir ise tapınma olması muhtemeldir.
Yahudi
mistisizmi osiris ile Yusuf arasında bağ kurar. Üzeyir üzerine pek çok tarihçi
araştırma yapmıştır. Bu araştırmalarda Yusuf osiris ile özdeşleştirilmiş ve
tanrıoğlu olarak ona tapılmaya başlandı. İsrailoğulları'nın esbat döneminde
yaşanan bu sapma Yahudiler arasında köklü bir inanç haline geldi. Öyle ki Hz
Musa Allah'tan vahiy almak için dağa çıktığında samiri yeniden bu inancı
diriltmek için altından bir apis heykeli yapmıştı. Eski Mısır kaynaklı bu
teslis anlayışı uzeyir-osiris-Yusuf inancı ve kabala geleneği ile Yahudi
kültürü içerisinde Hz musa'dan sonra da devam etmiştir. Öyle ki bir Yahudi
misli olan pavlus da bu inancı Hz isa'ya uyarlamıştır.
Kur'an'da
anlatıldığı şekli ile Hz Musa'nın hayatını bölümlere ayırıp inceleyeceğiz.