Loading...
HALİL (خليل)

KUR'AN'DA HALİL (خليل) (DOSTLUK) KAVRAMI

Kelimenin kök harfleri h.l.l (خ ل ل) dir.

Kelime hakkında Ragip El Isfehani Müfredat’ta şunları söyler;

Halelun (الخَلَلُ) İki şey arasındaki aralık ve açıklık. Çoğulu hilalun (خلالٌ) dur.

Evlerin sınırlarındaki aralık/açıklık/boşluk خلل الدار

Bulutların aralığı/açıklığı  خللً السحاب

Kürdan الخلالُ

Kumların arasındaki yol الخلُّ

Nefse arız olan bozulma-boşluk ( bir şeye  karşı arzu veya ihtiyaç sebebiyle).Bu sebepten hacet, muhtaçlık ve fakirliğe “halletün” denmiştir. خَلَّةٌ

Bir şeyi delip geçme manasında da خلَّ fiili kullanılır

Sevgi, muhabbet (nefsin ortasına, merkezine girmiş, nüfuz etmiş olmasından dolayı dostluk, sevgiye “hulletün”  denmiştir. (Sanki sevginin okları sevdiğinin kalbini delmiş, nüfuz etmiş)  خُلَّةٌ

Görüldüğü gibi bu kökten türeyen geniş bir kullanım alanı vardır.

Bu yazımızda” halel” kelimesinin “halil=dostluk, sevgi” manasına dönüşümünü ve anlam derinliğini ayetler ışığında incelemeye gayret edeceğiz.

Kelimemiz Kur’an’da 13 ayette 13 kez kullanılmıştır.

7 tanesi ara/aralık manasında isim (halelün/hilalun)  formunda (9:47   17:5,91   18:33   24:43   27:61   30:48)

6 tanesi dost/dostlar/dostluk manasında isim (hulletun/haliylun/hilalun/ehillau) formunda  (2:254   4:125   14:31    17:73    25:28    43:67)

 Kelimenin ara/aralık/boşluk manasında kullanımına kısaca bakacak olursak;

🔹️Fitne çıkarmak için müminlerin arasına nüfuz etmek isteyen münafıklar à Tevbe suresi 47

🔹️Evlerin arasıà İsra suresi 5

🔹️Üzüm ve hurma bahçelerinin arasında çağıldayan nehirlerà İsra suresi 91, Kehf suresi 33

🔹️Bulutların arasından yağan yağmurà Nur suresi 43,Rum suresi 48

🔹️Yeryüzünün aralarından akan nehirlerà Neml suresi 61

      Kelime Kur’an’da dostluk manasında çeşitli formlarıyla 6 kez kullanılmıştır. Bunlar;

1 tane hulletün (خُلَّةٌ) 2:254

3 tane haliyl (خَليلٌ) 4:125   17:73   25:28

1 tane hilalün (خِلالٌ) 14:31

1 tane ehillau (اخِلَّاءُ) 46:6

HULLETÜN   :(خُلَّةٌ)İsim - mastar anlamlı isimdir.

Vezni fu’letun (فُعْلَةٌ) kalıbıdır.

Bu vezin genellikle bir nitelik, durum veya hâl ifade eder.

Anlamı:

▪️İçten dostluk

▪️Çok derin sevgi

▪️Kalbe nüfuz eden yakınlık

▪️Yakın dostluk hâli

  Dostluk türü" anlamında bir  kavramdır. Mastara yakın bir anlam taşır. (Sevgideki derinlik hâli)

Hulletün kalbin tamamen bir kişiye ayrıldığı özel ve derin dostluk, sevginin kalbi doldurması (tüm boşluklara nüfuz etmesi) dır.

2 Bakara Suresi 254. Ayet: Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir. (Diyanet Meali)

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِىَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿٢٥٤-٢﴾؛

 O gün ne alışveriş (bey’un), ne samimi dostluk (hullet), ne de șefaat vardır...

 Bu üç kavram, insanın dünya hayatında kendini güvende hissettiği üç temel mekanizmadır:

1) Alışveriş (bey')

"Parayla, mal ile istediğim şeyi satın alabilirim."

"Yeterince güç, imkân, her şeyi çözer”

àİnsanın maddi güvenligi

2) Hulletün (samimi dostluk)

"Yakın dostlarım var  beni yüzüstü bırakmazlar."

"Başkalarının gücüne yaslanma beklentisi”

àİnsanın sosyal-duygusal güvenliği

3) Șefaat (iltimas/torpil/hatır)

"Nüfuzlu kimseler beni korur."

'Hatırlı bir dostum devreye girer."

àİnsanın toplumsal-kurumsal güvenliği

  Allah ahirette bu üç güven kapısını inkarcı olarak ölenler için aynı anda kapatıyor. "Dünyada güvendiğin üç dayanak da kıyamet günü yok." O gün servet, sosyal ağ, torpil, iltimas, nüfuz, insan ilişkileri, makam-mevki, hepsi silinir.          '' Bu durumda ahirette belirleyici olan unsur, kul ile Rabbi arasındaki sahih iman bağıdır.''

HİLALÜN (خِلالٌ) : İsim (mastardan türetilmiş bir isim = masdar-ı mimi niteliğinde) 

Vezni fi'al (فعّالٌ)  kalıbıdır.   

Kalıbı genellikle șunları ifade eder;

Süreklilik, yoğunluk

Bir vasfın güçlü biçimde ortaya çıkması

Bir özelliğin derinliği

Anlamı:

▪️Sosyolojik,

▪️Dünyevî,

▪️Karşılıklı çıkara dayalı,

▪️Hatta güçlü hislere dayanan dostlukları kapsar.

  Fakat yine de “hulletün” düzeyindeki özel, kalbi bir dostluk değildir.

14 İbrahim Suresi 31:İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. (Diyanet Meali)

قُلْ لِعِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِىَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خِلَالٌ ﴿٣١-١٤﴾؛

  "Ahirette insanların birbirine arkalık edeceği, torpil yapacağı, dayanacağı hiçbir dostluk bağı işlemeyecek.

   “Hilâlun” derin, içli, samimi dostluk / içtenlikle birbirine giren dostluk bağı, manasını taşır. Bu dostluk:

🔹️Toplumsal veya kişiler arası dostluk bağı,

🔹️Karşılıklı içli-dışlılık,

🔹️Dünyevi dayanışma bağları. Bu ayette reddedilen budur.

EHILLAU (اخِلّاءُ) : Haliyl kelimesinin çoğuludur. Cem-i teksir

Vezni: ef’illau (افعلْاءُ)

Anlamı:

▪️Derin dostlar

▪️İçten, birbirine kenetlenmiş yakın dostlar/topluluk

43 Zuhruf Suresi 67: O gün Allahʼa karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. (Diyanet Meali)

يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّقٖينَ ﴿٦٧-٤٣﴾؛ اَلْاَخِلَّاءُ  

  Kur'ân bu ayette șunu gösterir: Dünyada kurulan "aşırı yakın dostluk" ilişkileri, kıyamette düşmanlığa dönüşecek. Çünkü o dostluklar "hakikat için değil, hevâ için" kurulmuştur.

 Bu tür halillik, insanı tevhid çizgisinden uzaklaştıran bir bağ hâline gelir.

 HALİYLÜN (خَليلٌ) : İsim (sıfat-ı müşebbehe tipi sabit vasıf)

Vezni feıyl (فعيل) dir.

Bu kalıp, Arapça'da sürekli nitelik ve derin vasıf ifade eder.

Anlamı:

▪️Derin sevgi ile nüfuz eden dost

▪️ İç içe geçmiş samimi dost

▪️“Kalbin içine işleyen dostluk taşıyan kişi”

  Halil  sevginin "derine işlediği", içtenliğin "içeri geçtiği" dostluğun ismidir. Bu nedenle yüzeysel bir dostluk değil, ruhun forma dönüştüğü bir yakınlık mertebesidir.

4 Nisa Suresi 125: Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allahʼa teslim eden ve hakka yönelen İbrahimʼin dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahimʼi halil edindi. (Diyanet Meali)

     وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰه۪يمَ خَل۪يلًا﴿١٢٥-٤﴾؛

   Bu ayette halil olmak; Allah'ın kulunu özel bir lütufla sevmesi, ona iltifat etmesi, onu seçmesidir.

   Klasik müfessirler der ki: "Halil, sevginin kalpte boşluk bırakmayacak derecede yoğunlaşmasıdır." (Kurtubî, Râzî)

   Sevgi burada sadece duygusal bir yakınlık değil, rızanın tamlığı anlamına gelir.

   'Allah İbrahim'i halil edindi." Bu cümle, Kur'ân'daki en güçlü yakınlık ifadelerinden biridir. Sadece İbrahim Peygamber için kullanılmıştır.

 Halîllik;

 Bir "karşılıklı yakınlık"

 Kulun Rabbiyle mutlak güven ilişkisi

 Allah'ın kulunu himaye etmesi

 Kulun teslimiyetinin kemale ermesidir.

  Hz. İbrahim'in hayatındaki bütün safhalar bu dostluk bağını güçlendiren imtihanlardır:

 Hanifliği

 Putperest bir kavimle zorlu mücadelesi

 Ateşe atılması

 Hicreti

 Oğlu İsmail ile sınanması

 Kâbe'nin inşası

 Bu süreçler dostluğun olgunlaşmasını temsil eder.

   Kelimenin kökündeki خلل = boșluk, acıklık" anlamı, İbrahim(as)'in HALİLULLAH olma mertebesine yükselişinde bir dönüşümü ima eder. Kalbi Allah sevgisi ile hiç boşluk kalmayacak şekilde dolmuş, bu sevgi hücrelerine nüfuz etmiş ve bu mertebe kullar içinde sadece İbrahim Peygambere nasip olmuştur.

   Ayette neden 'İbrahim Allah'ı halil edindi' denmemiş de 'Allah İbrahim’i halil edindi' denmiştir?

   Çünkü bu makam, kulun gayretle elde ettiği bir makam değildir. Kulun gayretini, Allah'ın seçimiyle taçlandırdığı bir   makamdır.

  İbn Atiyye şöyle der:

 "Halillik gayretle kazanılan bir rütbe değil, Allah'ın özel bir ihsanıdır." (el-Muharrerü'l-vecîz)

 Dolayısıyla: Hz.İbrahim'in ibadeti = sebepler

 Halillik = Allah'ın seçimi

 Bu seçimin bildirilmesi = Vahyin bir şerefidir.

  Buradaki yöneliş; dostluk mertebesinin kuldan değil, Allah'tan başladığını ve kulun bu iltifata mazhar kılındığını ifade eder.Bu nedenle yönelim tek taraflı ifade edilir.

 Arapça'da "ittakhaza" (اتخذ) fiili:

✔️Kasıt

✔️Seçme

✔️Özel atama anlamı taşır.

  Bu fiil sadece fail (Allah) aktif konumda olduğunda anlam kazanır. Kul dostluğu 'iddia edebilir' ama 'tayin edemez'.

   Ayet halilliği "kulun başarısı" değil "Allah'ın iltifatı" şeklinde sunarak hem tevhidi korur hem de İbrahim(as)'in derecesini yüceltir.

   Kur’an’da  İbrahim(as)'den başka halilllik mertebesine yükselen tek bir kişiden daha bahsedilmediği gibi insandan - insana böyle bir dostlukta olumlu bir manada kullanılmaz. Yani “Benliğine Allah sevgisinden başka sevgiler nüfuz ederse zalimlerden olur, ahirette çaresizlik içinde kalakalırsın” vurgusu vardır.

 Şu iki ayet bu olumsuz manada kullanımı anlatır.

 25 Furkan Suresi 28: 'Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!' (Diyanet Meali)

يَا وَيْلَتٰى لَيْتَنٖى لَمْ اَتَّخِذْ فُلَانًا خَلٖيلًا ﴿٢٨-٢٥﴾؛

  Burada kişi, bir insana halillik derecesinde bağlanmış, güvenmiş, ona teslim olmuş, onunla hayatı biçimlendirmiştir. Fakat bu sevgi onu Allah'tan uzaklaştırmıştır. Bu derece dostluk kişinin imanını bozmuştur.

 17 İsra Suresi 73: Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi. (Ali Bulaç)

وَاِنْ كَادُوا لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ الَّذٖى اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُ وَاِذًا لَاتَّخَذُوكَ خَلٖيلًا ﴿٧٣-١٧﴾؛

   Kur’an’da  müminler arasındaki dostluk anlatılırken 'halil” kelimesi hiç kullanılmaz. Buna karşılık "halil" veya türevlerinin geçtiği diğer ayetlerde (Furkan suresi 28, Zuhruf suresi 67) hep inkârcı-günahkâr-sapmış kişilerin birbirlerini halil edinmesi geçer. Bu ayette de de inkarcıların peygamberden kendi istedikleri şeyleri sanki Allah söylüyormuş gibi sunması karşılığında onu halil edinecekleri ifade edilerek olumsuz bir çerçeve çiziyor.

  Bu durum rastlantısal değildir. Kur'ân'ın bilinçli bir kelime tercihidir.

  Halil sevginin, kalbin en iç yerine nüfuz etmesi,

 = "boşluk bırakmayan yakınlık"

 = "tam bir teslimiyet" halidir.

 Bu yüzden:

✔️ Bu derecede bir sevgi, ancak Allah – kul düzleminde sağlıklı bir anlam taşır

 ✖️Kul - kul düzleminde ise aşırı bağımlılık, "mutlak sevgi" veya "teslimiyet' riskini doğurur.

  Kur'ân, insanın başka bir insana mutlak bağlılık derecesinde yakınlık kurmasını tevhid açısından tehlikeli bir yöneliş görür.

  İnsan-insan ilişkisinde kullanıldığında hep dini bozucu bir aşırılığa işaret eder. Çünkü halil, sevginin mutlaklığıdır. Bu mutlaklık kula değil, sadece Allah'a nispet edilebilir.

   Kur'an'da mümin - mümin arası dostluk ilişkisini tanımlayan başka kavramlar vardır. Mesela velayet, meveddet, ihvan gibi. Bunlardan velayet daha bir önem arz eder. Hem Allah-mümin hem de mümin-mümin arasındaki ilişkilerde kullanılır.

 'Sizin veliniz (yakın-dost himayeciniz) ancak Allah, O'nun Rasûlü ve müminlerdir." (5 Mâide Suresi 55. Ayet)

 Velâyet = Yakınlık + koruma + destek + otorite ilişkisidir.

 Velî= Yetkili koruyucu, yönetici, destekçi, sırdaş, “güvenilen yakın" demektir.

  Velâyetin temel unsurları: Yakınlık (kurbet) kurma ve sahiplenme; güven, otorite ve yönlendirme, yardımlaşmadır. Dolayısıyla "Allah veli edinilir" demek mümkündür.

  Halîllik; insanı etkileyen, yönlendiren, kalbine "tesir eden" bir sevgi türüdür. İnsanın böyle bir sevgiyi başka bir kula yöneltmesi:

🔹️Duygusal bağımlılık

🔹️Özgürlüğünü kaybetme

🔹️Tevhid dengesini bozma

🔹️Kendi aklını ve seçimlerini bir başkasına teslim gibi riskler doğurur.

   Bu nedenle Kur'ân, müminler arası ilişkide velayet gibi dengeleyici bir  dostluğa onay verir.

   Niçin "halil" en çok müşrik ve günahkârlarla ilişkilendiriliyor? 

   Çünkü Kur'ân, insanların birbirlerine halil derecesinde bağlandıklarında:

🔸️Hevânın baskısı

🔸️Toplumsal sürüklenme

🔸️Moda akımlar

🔸️Duygusal yönlendirilme

🔸️Otoriteyi yanlış kişilere teslim etme gibi büyük zaaflar yaşadığını çok iyi bilir.

   Halillik bir insan ilişkisi olarak imanı bozabilecek kadar güçlü bir bağdır. Bu yüzden bu tip bir dostluk örneğinin çoğu inkarcı kişiler arasından verilmiştir.

   Allah en doğrusunu, en iyisini, en güzelini bilir.



KUR'AN'DA HALİL (خليل) (DOSTLUK) KAVRAMI

Kelimenin kök harfleri h.l.l (خ ل ل) dir.

Kelime hakkında Ragip El Isfehani Müfredat’ta şunları söyler;

Halelun (الخَلَلُ) İki şey arasındaki aralık ve açıklık. Çoğulu hilalun (خلالٌ) dur.

Evlerin sınırlarındaki aralık/açıklık/boşluk خلل الدار

Bulutların aralığı/açıklığı  خللً السحاب

Kürdan الخلالُ

Kumların arasındaki yol الخلُّ

Nefse arız olan bozulma-boşluk ( bir şeye  karşı arzu veya ihtiyaç sebebiyle).Bu sebepten hacet, muhtaçlık ve fakirliğe “halletün” denmiştir. خَلَّةٌ

Bir şeyi delip geçme manasında da خلَّ fiili kullanılır

Sevgi, muhabbet (nefsin ortasına, merkezine girmiş, nüfuz etmiş olmasından dolayı dostluk, sevgiye “hulletün”  denmiştir. (Sanki sevginin okları sevdiğinin kalbini delmiş, nüfuz etmiş)  خُلَّةٌ

Görüldüğü gibi bu kökten türeyen geniş bir kullanım alanı vardır.

Bu yazımızda” halel” kelimesinin “halil=dostluk, sevgi” manasına dönüşümünü ve anlam derinliğini ayetler ışığında incelemeye gayret edeceğiz.

Kelimemiz Kur’an’da 13 ayette 13 kez kullanılmıştır.

7 tanesi ara/aralık manasında isim (halelün/hilalun)  formunda (9:47   17:5,91   18:33   24:43   27:61   30:48)

6 tanesi dost/dostlar/dostluk manasında isim (hulletun/haliylun/hilalun/ehillau) formunda  (2:254   4:125   14:31    17:73    25:28    43:67)

 Kelimenin ara/aralık/boşluk manasında kullanımına kısaca bakacak olursak;

🔹️Fitne çıkarmak için müminlerin arasına nüfuz etmek isteyen münafıklar à Tevbe suresi 47

🔹️Evlerin arasıà İsra suresi 5

🔹️Üzüm ve hurma bahçelerinin arasında çağıldayan nehirlerà İsra suresi 91, Kehf suresi 33

🔹️Bulutların arasından yağan yağmurà Nur suresi 43,Rum suresi 48

🔹️Yeryüzünün aralarından akan nehirlerà Neml suresi 61

      Kelime Kur’an’da dostluk manasında çeşitli formlarıyla 6 kez kullanılmıştır. Bunlar;

1 tane hulletün (خُلَّةٌ) 2:254

3 tane haliyl (خَليلٌ) 4:125   17:73   25:28

1 tane hilalün (خِلالٌ) 14:31

1 tane ehillau (اخِلَّاءُ) 46:6

HULLETÜN   :(خُلَّةٌ)İsim - mastar anlamlı isimdir.

Vezni fu’letun (فُعْلَةٌ) kalıbıdır.

Bu vezin genellikle bir nitelik, durum veya hâl ifade eder.

Anlamı:

▪️İçten dostluk

▪️Çok derin sevgi

▪️Kalbe nüfuz eden yakınlık

▪️Yakın dostluk hâli

  Dostluk türü" anlamında bir  kavramdır. Mastara yakın bir anlam taşır. (Sevgideki derinlik hâli)

Hulletün kalbin tamamen bir kişiye ayrıldığı özel ve derin dostluk, sevginin kalbi doldurması (tüm boşluklara nüfuz etmesi) dır.

2 Bakara Suresi 254. Ayet: Ey iman edenler! Hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin olmadığı kıyamet günü gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnkâr edenler ise zalimlerin ta kendileridir. (Diyanet Meali)

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اَنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُمْ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِىَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ ﴿٢٥٤-٢﴾؛

 O gün ne alışveriş (bey’un), ne samimi dostluk (hullet), ne de șefaat vardır...

 Bu üç kavram, insanın dünya hayatında kendini güvende hissettiği üç temel mekanizmadır:

1) Alışveriş (bey')

"Parayla, mal ile istediğim şeyi satın alabilirim."

"Yeterince güç, imkân, her şeyi çözer”

àİnsanın maddi güvenligi

2) Hulletün (samimi dostluk)

"Yakın dostlarım var  beni yüzüstü bırakmazlar."

"Başkalarının gücüne yaslanma beklentisi”

àİnsanın sosyal-duygusal güvenliği

3) Șefaat (iltimas/torpil/hatır)

"Nüfuzlu kimseler beni korur."

'Hatırlı bir dostum devreye girer."

àİnsanın toplumsal-kurumsal güvenliği

  Allah ahirette bu üç güven kapısını inkarcı olarak ölenler için aynı anda kapatıyor. "Dünyada güvendiğin üç dayanak da kıyamet günü yok." O gün servet, sosyal ağ, torpil, iltimas, nüfuz, insan ilişkileri, makam-mevki, hepsi silinir.          '' Bu durumda ahirette belirleyici olan unsur, kul ile Rabbi arasındaki sahih iman bağıdır.''

HİLALÜN (خِلالٌ) : İsim (mastardan türetilmiş bir isim = masdar-ı mimi niteliğinde) 

Vezni fi'al (فعّالٌ)  kalıbıdır.   

Kalıbı genellikle șunları ifade eder;

Süreklilik, yoğunluk

Bir vasfın güçlü biçimde ortaya çıkması

Bir özelliğin derinliği

Anlamı:

▪️Sosyolojik,

▪️Dünyevî,

▪️Karşılıklı çıkara dayalı,

▪️Hatta güçlü hislere dayanan dostlukları kapsar.

  Fakat yine de “hulletün” düzeyindeki özel, kalbi bir dostluk değildir.

14 İbrahim Suresi 31:İnanan kullarıma söyle, namazı dosdoğru kılsınlar, hiçbir alışveriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmeden önce kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda gizlice ve açıktan harcasınlar. (Diyanet Meali)

قُلْ لِعِبَادِىَ الَّذٖينَ اٰمَنُوا يُقٖيمُوا الصَّلٰوةَ وَيُنْفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِنْ قَبْلِ اَنْ يَاْتِىَ يَوْمٌ لَا بَيْعٌ فٖيهِ وَلَا خِلَالٌ ﴿٣١-١٤﴾؛

  "Ahirette insanların birbirine arkalık edeceği, torpil yapacağı, dayanacağı hiçbir dostluk bağı işlemeyecek.

   “Hilâlun” derin, içli, samimi dostluk / içtenlikle birbirine giren dostluk bağı, manasını taşır. Bu dostluk:

🔹️Toplumsal veya kişiler arası dostluk bağı,

🔹️Karşılıklı içli-dışlılık,

🔹️Dünyevi dayanışma bağları. Bu ayette reddedilen budur.

EHILLAU (اخِلّاءُ) : Haliyl kelimesinin çoğuludur. Cem-i teksir

Vezni: ef’illau (افعلْاءُ)

Anlamı:

▪️Derin dostlar

▪️İçten, birbirine kenetlenmiş yakın dostlar/topluluk

43 Zuhruf Suresi 67: O gün Allahʼa karşı gelmekten sakınanlar dışında, dostlar birbirine düşman olurlar. (Diyanet Meali)

يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّقٖينَ ﴿٦٧-٤٣﴾؛ اَلْاَخِلَّاءُ  

  Kur'ân bu ayette șunu gösterir: Dünyada kurulan "aşırı yakın dostluk" ilişkileri, kıyamette düşmanlığa dönüşecek. Çünkü o dostluklar "hakikat için değil, hevâ için" kurulmuştur.

 Bu tür halillik, insanı tevhid çizgisinden uzaklaştıran bir bağ hâline gelir.

 HALİYLÜN (خَليلٌ) : İsim (sıfat-ı müşebbehe tipi sabit vasıf)

Vezni feıyl (فعيل) dir.

Bu kalıp, Arapça'da sürekli nitelik ve derin vasıf ifade eder.

Anlamı:

▪️Derin sevgi ile nüfuz eden dost

▪️ İç içe geçmiş samimi dost

▪️“Kalbin içine işleyen dostluk taşıyan kişi”

  Halil  sevginin "derine işlediği", içtenliğin "içeri geçtiği" dostluğun ismidir. Bu nedenle yüzeysel bir dostluk değil, ruhun forma dönüştüğü bir yakınlık mertebesidir.

4 Nisa Suresi 125: Kimin dini, iyilik yaparak kendini Allahʼa teslim eden ve hakka yönelen İbrahimʼin dinine tabi olan kimsenin dininden daha güzeldir? Allah, İbrahimʼi halil edindi. (Diyanet Meali)

     وَمَنْ اَحْسَنُ د۪ينًا مِمَّنْ اَسْلَمَ وَجْهَهُ لِلّٰهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ وَاتَّبَعَ مِلَّةَ اِبْرٰه۪يمَ حَن۪يفًاۜ وَاتَّخَذَ اللّٰهُ اِبْرٰه۪يمَ خَل۪يلًا﴿١٢٥-٤﴾؛

   Bu ayette halil olmak; Allah'ın kulunu özel bir lütufla sevmesi, ona iltifat etmesi, onu seçmesidir.

   Klasik müfessirler der ki: "Halil, sevginin kalpte boşluk bırakmayacak derecede yoğunlaşmasıdır." (Kurtubî, Râzî)

   Sevgi burada sadece duygusal bir yakınlık değil, rızanın tamlığı anlamına gelir.

   'Allah İbrahim'i halil edindi." Bu cümle, Kur'ân'daki en güçlü yakınlık ifadelerinden biridir. Sadece İbrahim Peygamber için kullanılmıştır.

 Halîllik;

 Bir "karşılıklı yakınlık"

 Kulun Rabbiyle mutlak güven ilişkisi

 Allah'ın kulunu himaye etmesi

 Kulun teslimiyetinin kemale ermesidir.

  Hz. İbrahim'in hayatındaki bütün safhalar bu dostluk bağını güçlendiren imtihanlardır:

 Hanifliği

 Putperest bir kavimle zorlu mücadelesi

 Ateşe atılması

 Hicreti

 Oğlu İsmail ile sınanması

 Kâbe'nin inşası

 Bu süreçler dostluğun olgunlaşmasını temsil eder.

   Kelimenin kökündeki خلل = boșluk, acıklık" anlamı, İbrahim(as)'in HALİLULLAH olma mertebesine yükselişinde bir dönüşümü ima eder. Kalbi Allah sevgisi ile hiç boşluk kalmayacak şekilde dolmuş, bu sevgi hücrelerine nüfuz etmiş ve bu mertebe kullar içinde sadece İbrahim Peygambere nasip olmuştur.

   Ayette neden 'İbrahim Allah'ı halil edindi' denmemiş de 'Allah İbrahim’i halil edindi' denmiştir?

   Çünkü bu makam, kulun gayretle elde ettiği bir makam değildir. Kulun gayretini, Allah'ın seçimiyle taçlandırdığı bir   makamdır.

  İbn Atiyye şöyle der:

 "Halillik gayretle kazanılan bir rütbe değil, Allah'ın özel bir ihsanıdır." (el-Muharrerü'l-vecîz)

 Dolayısıyla: Hz.İbrahim'in ibadeti = sebepler

 Halillik = Allah'ın seçimi

 Bu seçimin bildirilmesi = Vahyin bir şerefidir.

  Buradaki yöneliş; dostluk mertebesinin kuldan değil, Allah'tan başladığını ve kulun bu iltifata mazhar kılındığını ifade eder.Bu nedenle yönelim tek taraflı ifade edilir.

 Arapça'da "ittakhaza" (اتخذ) fiili:

✔️Kasıt

✔️Seçme

✔️Özel atama anlamı taşır.

  Bu fiil sadece fail (Allah) aktif konumda olduğunda anlam kazanır. Kul dostluğu 'iddia edebilir' ama 'tayin edemez'.

   Ayet halilliği "kulun başarısı" değil "Allah'ın iltifatı" şeklinde sunarak hem tevhidi korur hem de İbrahim(as)'in derecesini yüceltir.

   Kur’an’da  İbrahim(as)'den başka halilllik mertebesine yükselen tek bir kişiden daha bahsedilmediği gibi insandan - insana böyle bir dostlukta olumlu bir manada kullanılmaz. Yani “Benliğine Allah sevgisinden başka sevgiler nüfuz ederse zalimlerden olur, ahirette çaresizlik içinde kalakalırsın” vurgusu vardır.

 Şu iki ayet bu olumsuz manada kullanımı anlatır.

 25 Furkan Suresi 28: 'Yazıklar olsun bana, keşke falanı dost edinmeseydim!' (Diyanet Meali)

يَا وَيْلَتٰى لَيْتَنٖى لَمْ اَتَّخِذْ فُلَانًا خَلٖيلًا ﴿٢٨-٢٥﴾؛

  Burada kişi, bir insana halillik derecesinde bağlanmış, güvenmiş, ona teslim olmuş, onunla hayatı biçimlendirmiştir. Fakat bu sevgi onu Allah'tan uzaklaştırmıştır. Bu derece dostluk kişinin imanını bozmuştur.

 17 İsra Suresi 73: Onlar neredeyse, sana vahyettiğimizden başkasını bize karşı düzüp uydurman için seni fitneye düşüreceklerdi; o zaman seni dost edineceklerdi. (Ali Bulaç)

وَاِنْ كَادُوا لَيَفْتِنُونَكَ عَنِ الَّذٖى اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ لِتَفْتَرِىَ عَلَيْنَا غَيْرَهُ وَاِذًا لَاتَّخَذُوكَ خَلٖيلًا ﴿٧٣-١٧﴾؛

   Kur’an’da  müminler arasındaki dostluk anlatılırken 'halil” kelimesi hiç kullanılmaz. Buna karşılık "halil" veya türevlerinin geçtiği diğer ayetlerde (Furkan suresi 28, Zuhruf suresi 67) hep inkârcı-günahkâr-sapmış kişilerin birbirlerini halil edinmesi geçer. Bu ayette de de inkarcıların peygamberden kendi istedikleri şeyleri sanki Allah söylüyormuş gibi sunması karşılığında onu halil edinecekleri ifade edilerek olumsuz bir çerçeve çiziyor.

  Bu durum rastlantısal değildir. Kur'ân'ın bilinçli bir kelime tercihidir.

  Halil sevginin, kalbin en iç yerine nüfuz etmesi,

 = "boşluk bırakmayan yakınlık"

 = "tam bir teslimiyet" halidir.

 Bu yüzden:

✔️ Bu derecede bir sevgi, ancak Allah – kul düzleminde sağlıklı bir anlam taşır

 ✖️Kul - kul düzleminde ise aşırı bağımlılık, "mutlak sevgi" veya "teslimiyet' riskini doğurur.

  Kur'ân, insanın başka bir insana mutlak bağlılık derecesinde yakınlık kurmasını tevhid açısından tehlikeli bir yöneliş görür.

  İnsan-insan ilişkisinde kullanıldığında hep dini bozucu bir aşırılığa işaret eder. Çünkü halil, sevginin mutlaklığıdır. Bu mutlaklık kula değil, sadece Allah'a nispet edilebilir.

   Kur'an'da mümin - mümin arası dostluk ilişkisini tanımlayan başka kavramlar vardır. Mesela velayet, meveddet, ihvan gibi. Bunlardan velayet daha bir önem arz eder. Hem Allah-mümin hem de mümin-mümin arasındaki ilişkilerde kullanılır.

 'Sizin veliniz (yakın-dost himayeciniz) ancak Allah, O'nun Rasûlü ve müminlerdir." (5 Mâide Suresi 55. Ayet)

 Velâyet = Yakınlık + koruma + destek + otorite ilişkisidir.

 Velî= Yetkili koruyucu, yönetici, destekçi, sırdaş, “güvenilen yakın" demektir.

  Velâyetin temel unsurları: Yakınlık (kurbet) kurma ve sahiplenme; güven, otorite ve yönlendirme, yardımlaşmadır. Dolayısıyla "Allah veli edinilir" demek mümkündür.

  Halîllik; insanı etkileyen, yönlendiren, kalbine "tesir eden" bir sevgi türüdür. İnsanın böyle bir sevgiyi başka bir kula yöneltmesi:

🔹️Duygusal bağımlılık

🔹️Özgürlüğünü kaybetme

🔹️Tevhid dengesini bozma

🔹️Kendi aklını ve seçimlerini bir başkasına teslim gibi riskler doğurur.

   Bu nedenle Kur'ân, müminler arası ilişkide velayet gibi dengeleyici bir  dostluğa onay verir.

   Niçin "halil" en çok müşrik ve günahkârlarla ilişkilendiriliyor? 

   Çünkü Kur'ân, insanların birbirlerine halil derecesinde bağlandıklarında:

🔸️Hevânın baskısı

🔸️Toplumsal sürüklenme

🔸️Moda akımlar

🔸️Duygusal yönlendirilme

🔸️Otoriteyi yanlış kişilere teslim etme gibi büyük zaaflar yaşadığını çok iyi bilir.

   Halillik bir insan ilişkisi olarak imanı bozabilecek kadar güçlü bir bağdır. Bu yüzden bu tip bir dostluk örneğinin çoğu inkarcı kişiler arasından verilmiştir.

   Allah en doğrusunu, en iyisini, en güzelini bilir.