BALIK SEMBOLÜNÜN ÇEŞİTLI KÜLTÜRLERDE VE KUR'AN'DA
KULLANIMI
Hut حوت kelimesine Ragıp el-İsfehani
Müfredat adlı eserinde büyük balık demiştir.
Lisan-ül Arap'ta حوت (Hut) kelimesinin anlamı için:
🔹Kuşun suyun çevresinde
veya vahşi bir hayvanın bir şeyin etrafında dönmesi ve oradan ayrılmaması
🔹Ağır ağır da hızlı hızlı
da yutsa kendisine kafi gelmeyen, doymayan
🔹Büyük balina anlamında
yani bereket, refah ve bolluğun sembolüdür. Balina parayı, gücü ve nüfuzlu
kimseyi temsil eder.
🔹Büyük hedeflerin peşine
takılmak (bilgi, ticaret, kariyer...)
gibi anlamlarda kullanılır.
Kur'an’da 5 ayette 5 defa kullanılmıştır.
Kur'an'daki hut
(balık) kavramına geçmeden önce balığın çeşitli kültürlerde sembolik anlamını
incelersek;
Bir su canlısı olan
balığın su ve suda yaşayan başka varlıklarla yakın ilişkisi ve bunlarında
sembolik manası vardır.
Su bilinçdışının
derinliği ,arınma, hayat, canlılık, doğum, şifanın simgesidir. Su hayat
getirdiğinden, suyun derinliklerinde yaşayan tüm canlılar da doğurganlığı,
doğumu ve yeniden doğuşu sembolize eder.
Balık duyguların,
güdülerin, bilinçaltının simgesidir. Aynı zamanda zekanın, düşünce sürecinin
metaforudur. Balık, iyi şans ve refahı simgeler.
Çeşitli
kültürlerde balık sembolizmi;
Eski çağlardan beri
insanlar yaşam deneyimlerini, bilgilerini işaret ve semboller aracılığıyla
nesilden nesile aktarmışlardır. Pek çok kültürde balık; saygı duyulan,
özellikle dini törenlerinde kullanılan, sembolleri sütunlara, direklere kazınan
bir canlıdır. Amerikan yerlilerinde de böyleydi. Ayrıca balık, iyi bir gıda ve
yerli halkın geçim kaynağı olduğu için refahı, bolluğu, bereketi, şansı temsil
ediyordu.
Balık, Asya
kültürlerinde de zenginlik ve talihin simgelerindendir. Yabani atası sazan
balığı olan koi balığı, Çin mitolojisinin önemli motiflerindendir. Çin'de yeni
evli çiftlere doğurganlık, bağlılık ve mutluluk getirsin diye koi balığı
sunulurdu. Ayrıca bu balıkların nehrin akış yönünün tersine yüzme yetenekleri
azmi, cesareti ve kararlılığı da simgeler.
Japon kültüründe
de başarıyı, hırsı ve aşkı temsil eder.
Doğu Hint
mitolojisinde balık sembolizmi; yaratılış ve dönüşümle bağlantılıdır. Örneğin, Vişnunun
dünyayı bir selden kurtarmak için kendini bir balığa dönüştürdüğüne inanılır.
Hristiyanlık’ta
balık, İsa Mesih'i simgelediği için Hristiyanlar için de önemli bir semboldür.
Balık sembolü çok eski bir sembol olup Yunan ve Romanlar tarafından da
kullanıldığından İsa'nın ilk takipçileri, şüphe çekmeyeceğini düşündükleri için
ihthis balığı sembolünü, Hristiyanların toplanma ve mezar yerleri işaretçisi
olarak kullanmışlardır.
Yine somon balığı
sembolü, tüm Kelt mitolojisinde de vardır. Ezoterik bilgi, geleceği öngörme
gücüyle ilişkilendirilmiştir.
Bugün de “balina”
hem kolektif bilinçaltında, hem de popüler kültür, psikoloji ve çevre bilinci
alanlarında çok güçlü bir sembolik yük taşır.
Yani günümüzde de balina,
hem bilgelik ve derinlik, hem de doğanın kutsallığı ve insanın sorumluluğu
temalarını temsil etmeye devam etmektedir.
Balina, insanlık
tarihinde hep denizin sırlarını taşıyan, derinliğin bekçisi olarak görülmüştür.
Modern bilinçaltında da bu iz devam eder.
Bu yüzden bugün balina;
🔹Derinlik
bilinci
🔹Bilinçaltı,
sezgi, iç ses
🔹Yaşamın
gizli boyutu
sembolü olarak yorumlanır.
Psikolojik açıdan
balina, “bilinçaltının sessiz rehberi” olarak görülür.
Bu Jungcu arketip
yorumunda balina, insanın iç denizine dalma cesaretini temsil eder.
Modern kültürde
balina sembolizmi “aşırı büyüklük, derinlik ve gizem’’ ile
ilişkilendirilmiştir.
Ekolojik bilinçte
balina, “gezegenin kalp atışı’’ olarak adlandırılır.
Çünkü bilimsel olarak balinalar, deniz ekosisteminin oksijen
döngüsünde önemli rol oynar. Her bir balina öldüğünde okyanus tabanında “karbon
mezarı” oluşturarak atmosferdeki karbonu azaltır. Bu nedenle çevreci hareketler,
balinayı dünyanın nefes sembolü olarak görür. Bu sembolik olarak şu anlama
gelir: “Balinayı korumak, hayatın nefesini korumaktır.”
Spiritüel (manevî)
sembolizm: “İç denize iniş”
Modern maneviyat akımlarında (özellikle yoga, sufizm–psikoloji
sentezlerinde) balina derin sessizlik, iç yolculuk, tevazu
Su = bilinçaltı, ilahî hakikat
Balinanın sesi = evrenin kalp atışı olarak yorumlanmıştır.
Balina burada Tanrı’nın anlaşılmazlığı, doğanın kudreti ve
insanın kibri karşısındaki acziyetini temsil eder.
Carl Jung balinayı
“kolektif bilinçaltı” nın arketipi olarak yorumlar.
Deniz → bilinçaltı,
Balina → o bilinçaltının bilgesi veya koruyucusudur.
Modern
sufî yorumlar:
"Yunus’u yutan balina " insanı egosundan kurtaran
ilahî iç sesin simgesidir.
Bu anlayış, Kur’anî Yunus
sembolizmini çağdaş psikolojiye taşır.
KUR'AN'DA حوت HUT
KAVRAMI
1) Yahudilerde sebt ve balık (hut) ilişkisinin (dinlenme ve balık) A’raf
suresi 163. ayet bağlamında incelenmesi:
7 Araf Suresi 163.
Ayet : (Sözgelimi) onlara denizin kıyısındaki o kasaba hakkında sor; ahalisi,
(av için gözledikleri) balıkların (nedense) hep vecibelerine uymaları gereken
Sebt günü suları yararak çıkageldiklerini görünce, Sebt günü dışında ortaya
çıkmıyorlar bahanesiyle tutup, Sebt gününün örfünü nasıl çiğnerlerdi! Biz
onları işledikleri kötülükler sebebiyle işte böyle deniyorduk. (Muhammed Esed)
Sebt (şabat); Yahudilerin
dünyevi işleri bırakma, iş yapmama yükümlülüğü anlamını taşımaktadır.
Klasik tefsir
geleneğinde sebt sorumluluğu dini bir yükümlülüktür. İslam’da karşılığı cuma
ibadeti olarak gelir. Ancak cuma ibadetinin çalışma yasağı gibi bir yönü
yoktur.
Fahrettin Razi ve Kurtubi ‘’ Sebt, İsrailoğullarına farz
kılındı. Çünkü onlar dünya menfaatlerine aşırı meyletmişlerdi. Allah bu meyili
kırmak için bir günlüğüne dünyevi işleri yasakladı.’’ demişlerdir.
Sebt yasağı,
dünyevileşen bir toplumu ruhen arındırmak içindir ve o gün Yahudilerin çalışmamaları
emredilmiştir. Ancak aşırı derecede dünyevileşen Yahudiler, bu emri ihlal edip,
akın akın gelen balıkları avlamak hususunda çeşitli hileler geliştirip, yasağı
delmeyi başarmışlardır.
Bu ayette geçen حوت hut kelimesi; bol
rızık ,bereket, dünya metaı demektir.
Bir başka bakış
açısı da şöyledir: Sebt kelimesi Tevrat’ta
Yaratılış (Tekvin /Genesis) 2: 1-3:"Böylece Tanrı gök, yer ve bütün
düzenleri tamamladı. Yedinci gün bütün işlerden dinlendi (şabat).Tanrı yedinci
günü kutsadı ve onu kutsal kıldı. Çünkü Tanrı o gün yaratıp yapmış olduğu bütün
işlerden dinlendi."
Bu ayet Yahudiler
tarafından teolojik olarak yanlış anlaşılmış, şabat kelimesi antropomorfik değerlendirilmiştir. Şabat kelimesi Talmut dönemde
(M.Ö 3.yy-M.S 2 yy) insana özgü bir fiil gibi anlaşılmaya başlandı. ‘’Tanrı
yedinci gün yoruldu ve dinlendi. Bizde o gün çalışmamalıyız.’’ şeklindeki
literal okuma, onları tanrıyı taklite (İmitiatio Dei) (biz de O’nun gibi
yapmalıyız) götürdü.
Tesniye
5:14 "Yedinci gün Tanrı Rab için sebttir. Sen, oğlun, kızın, kölen,
hayvanın bile çalışmayacak"
A’raf suresi 163.
ayette bu antropomorfik anlayışa bir reddiye vardır. ‘’Siz Yahudiler tanrıyı
işi bırakan, dünyadan el etek çeken bir varlık gibi algıladınız. Ancak Allah
size gösterdiği ki o gün (sebt günü) yaratmayı sürdürür, bereketi de artırır.’’
Balıkların bol bol gelmesinin böyle sembolik bir yönü vardır.
Balık
sembolünün anlamı= Rızık, bereket, hayatın akışı
Deniz sembolünün
anlamı= Dünya ve tabiat düzeni
Sebt gününün
anlamı= Yaratılışın durduğu sanılan gün
Balıkların bol
bol gelmesinin anlamı= Tanrı yaratmayı durdurmaz. Siz tanrının sebt günü
dinlediğini sanıyorsunuz ama O sebt günü bile size bol bol rızık gönderiyor,
yaratmaya devam ediyor, mesajıdır.
Bu ayete bir
başka bakış açısı da şudur:
Yahudilerde tanrıyı
taklit (imitatio dei) anlayışı gereği tanrı yedi gün sebt yaptı, sen de O’nun
gibi yap, düşüncesine dönüşmesi mümkündür. Yani tanrıyı taklit etmeye kalktınız
ama balıklar bol bol gelince de dayanamayıp yasağı deldiniz, vurgusu vardır.
Tanrı onların bu
çelişkili halini, sahte dindarlık eylemlerini, kendilerine sebt günü bol bol
balık göndererek ispat etmiştir.
Tanrıyı taklit
etme iddianız bile dünyevi arzularınızla sınandığında samimiyet testinden
geçemiyor, demektir. İnsan yanlış inancını, kendi eylemleriyle yine kendisi
çürütmüştür.
Kur'an'da bu olay
dini samimiyetin sınanması olarak anlatılır. A’raf suresi 163. ayette ‘’...
İşte böylece onları yoldan çıkmaları sebebiyle sınıyorduk.’’ denilmektedir.
Ancak bu sınamada - o gün balıkların bol bol gelmesi hadisesinde- insan
doğasına uyumlu olan hangisidir? Belirlenen
bir günde hiç iş yapma “mutlak dinlen” yasak emri olarak, yani iradeye sınır
koyan dışsal bir disiplin anlayışı mı? Yoksa “o gün işi tam bırakmayı başaramazsın,
istesen de yapamazsının’’ ispatı olarak
balıkların bol gelmesi, yani içsel farkındalığı inşa eden bir sınama yöntemi midir?
Sebt örneğinde İsrailoğullarına sadece "balık
tutmayın" denilmemiş, balıkların tam da o gün bol gelmesi sağlanmıştır.
Sadece iş yapmak yasak olsaydı, balıklar sebt günü bol bol geliyordu, vurgusu
olmazdı.
Yani mesele, dışsal
bir engel değil, içsel bir sabır sınavıdır. Kişi kendini tanıyarak özdenetimi öğrenirse
daha kalıcı olur.
2)Yunus (a.s) kıssasında balık (hut) figürü:
Saffat suresi 142.
ayette Yunus(a.s)’u yutan balığın bir metafor mu yoksa tarihi bir olay mı
olduğu hem klasik tefsirlerde hem de modern yorumlarda tartışılmıştır.
37 Saffat Suresi 142.
Ayet :O, kınanmış bir haldeyken kendisini hemen balık yutmuştu.
43. Ayet : Eğer
tesbih edenlerden olmasaydı,
144. Ayet : Yeniden
(insanların) dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Fahrettin Razi; Hz.
Yunus'un balığın karnında yaşaması, Allah'ın kudretinin yaratılmışlar
üzerindeki sınırsız tasarrufunu gösterir,
der.
Elmalılı Hamdi Yazır; Hz. Yunus'un balığın
karnında diri kalması, tıpkı Hz. İbrahim'in ateşte yanmaması gibi bir mucizedir,
demiştir.
20. yy tefsir
metodunda ise; Hz. Yunus'un kıssası ruhsal bir arınma sembolü olarak
okunmuştur.
Muhammed Esed;
Kur'an'daki balık, Hz. Yunus'un içine düştüğü ruh halinin ve kendi vicdanı
buhranının bir mecazidir, der.
Fazlurrahman Malik;
Yunus'un balığın karnına düşmesi, peygamberin geçirdiği iç hesaplaşmanın
sembolüdür, demiştir.
Bu anlayışa göre
balığın yutması; Yunus'un ruhsal çöküş sürecine girmesi, balıktan çıkması; tövbe
ve yeniden doğuş anlamına gelir.
Kur'an, tarihi
olayları anlatırken çoğu zaman onları simgesel anlam katmanları ile sunar. Bu
yüzden bir olay hem gerçek hem öğretici sembol olabilir.
Balığın karnı: Karanlık iç hesaplaşma
Yunus'un duası: Ruhsal yeniden doğuş
Denizin derinliği: İnsanın varoluş krizi
Karanlıktan çıkış: Tövbe ve göreve dönüş anlamı taşıyabilir.
Saffat Suresi 142. Ayet: Balık Onu yuttu / Karanlıkla yüzleşme
Saffat Suresi 143. Ayet: Tesbih edenlerden olmasaydı / Tövbe, farkındalık
Enbiya Suresi 87. Ayet: Zulmedenlerden oldum/ İçgörü, kendini
değiştirme bilinci
Saffat Suresi 145. Ayet: Onu hasta bir halde karaya attık / Yeniden doğuş
İnsanın içsel buhranlarıyla, karanlıklarla
yüzleşmesi ve yeniden dirilmesi her çağa hitap eden evrensel bir modeldir.
Bu kıssada balık,
Yunus (as) için cezalandırıcı mı yoksa ödüllendirici bir misyon mu üstlendi diye
sorarsak; balık tüm kültürlerde bolluk, bereket, yeniden doğuş ve rahmeti
sembolize eder. Balık yalnızca yutan bir canavar değil, aynı zamanda hayatın
taşıyıcısı olarak da algılanabilir. Yunus (as) kıssasında balık sembolizmi;
itaatsizliği, dolayısıyla onu yutan varlık olması sebebiyle sınama ve
cezalandırma aracı olarak görülebilir. Buna dışsal yön diyebiliriz. Ancak aynı
balık Yunus (as)’ ı öldürmeyen ve onu koruyan, denizin derinliklerde yok eden değil, saklayan bir rahim
gibidir. Yani balık Yunus (as) için bir mezar değil, yeniden doğuşa kadar
koruyan bir anne rahmi olmuştur. Bu da içsel yönü sembolize eder.
Balığın karnında
kalmak Yunus (as) için ceza değil, cezaya dönüşebilecek bir halin arınmaya
dönüşme fırsatı olmuştur. Tesbihi sayesinde Yunus (as), o halini rahmete
çevirebilmiştir. "Eğer tesbih edenlerden olmasaydı" cümlesi geçmişte onun
sürekli tesbih ettiğine işaret eder. Allah'a kulluk bilincine sahip bir kul
olmasaydı, balığın karnı onun için bir kurtuluş değil, felaket olurdu. Razi bu
duruma ‘balığın karnı kafir için kabir olurdu, Yunus(as) için rahmetin rahmi
oldu’ der. Yani bir şeyin felaket mi yoksa rahmet mi olacağı, kulun kendi içsel
haline, olayları algılama biçimine, krizleri fırsata çevirme potansiyeline
bağlıdır. Tasavvufi literatürde buna "Halin dönüşümü= İnkılab-ı hal"
denir.
Doğmak; büyümek ve
görev almanın ilk adımıdır. Doğmayan büyüyemez. Yunus(as)'un balığın karnındaki
hali hatalarından yeniden doğmayı, sıkıntıyı zikirle rahmete dönüştürme gücünü
anlatır.
Tesbih, ilahi
kaderi değiştirmese de kaderin anlamını değiştirir.
3) Kehf suresinde balık figürü bilgi: Hikmet ve ilahi
rehberlik
Kehf Suresi 60-65.
ayetlerde anlatılan Musa(as) ve genç yardımcısının balık (hut) olayı sadece bir
yemek unutma hikayesi değil, bilginin kaynağı, ilahi rehberliğin başlangıcı ve
insan idrakinin sınırlarını anlatan sembolik bir pasajdır.
18 Kehf Suresi 60.
Ayet : Hani Musa, genç arkadaşına: -İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya
yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.
61: Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında
balıklarını unuttular. O da denizde kaybolup gitti.
62: O yeri
geçtikleri zaman genç arkadaşına:
-Yiyeceğimizi getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi.
63: Gördün mü,
kayalığa sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu bana şeytandan başkası
unutturmadı. Şaşılacak şekilde o, denizde yol aldı, demişti.
64: Musa: İşte,
aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.
65: Orada,
kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul
buldular.
Bu ayetlerde
balığın literal anlamı: Allah Musa'ya balığı, bilgi sahibi kullarından biriyle
karşılaşacağı yerin alameti olarak vermiştir. ‘Yanında taşıdığın balık nerede
kaybolursa orada o kul seni bekleyecektir.’ anlamına gelen mucizevi işarettir.
Balığın dirilip
denize atlaması, ilahi bilginin kaynağının orada olduğunu gösterir.
Sembolik anlam
olarak;
Balık (hut): Bilgi, hayat, hikmet
İki denizin birleştiği yer: Dışsal (maddi) dünya
ile içsel (manevi, ruhsal bilginin derinlikleri) dünyanın kesiştiği nokta
Balığın canlanıp
denize gitmesi: İlmin
ilahi kaynağa dönüşü
Balığın
unutulması: Akıl
merkezli beşeri bilginin unutulabilir olması
Bu sembolik
okumada balık, bilginin hayat kazandığı anı temsil eder. Razi, ‘balığın
canlanması bilgi ile hayat bulan kalbin sembolüdür.’ der.
Fazal Ali Kureyşi;
unutmak burada gaflet değil aklın geriye çekilmesidir, der.
Bu kıssanın
metaforik yorumu: Musa(sav)'nın yolculuğu, akıl yoluyla hakikat arayışı;
balığın kaybolduğu yer, nefsin teslimiyet noktasına ulaşması; balığın dirilmesi,
kalbin yeniden doğuşu; Salih kulla buluşma, ruhsal yolculuk olaylarının maddi
yönünden manevi boyuta geçişi yani hikmete ulaşmayı temsil eder.
Bilgi sadece
pozitif bilim değildir. Bilginin daha derin boyutu da vardır. Hikmet bu
boyutlarından biridir. Hikmet bilgisi deniz gibi derindir. İnsan aklı o
derinliğe inemeyebilir. Bunun için olaylara bakış ve kavrayışına boyut
atlatması, nefsini eğitmesi gerekir.Olaylar
sadece gördüğünden ibaret değildir.
Bu kıssada
evrensel mesaj: Hakikate ulaşmak için akıl daima tevazu göstermelidir. Bilgi
ancak Allah'ın rahmeti ile hikmete döner yani can bulur.
Balık bu kıssada Yunus(as)’
un kıssasında olduğu gibi hayat, rahmet ve bereketin sembolüdür. Yalnız bu kez
bilgi formunda tecelli etmiştir.
Özetlersek
Kur'an'da 3 büyük balık (hut) sembolü vardır:
Sebt
halkı - A’raf suresi 163.
ayet: İtaat- dünyevi sınanma. BALIK= Rızık ve bereketle imanın teslimiyetinin
sınanmasıdır.
Yunus (a.s) - Saffat suresi 142.
ayet: Tevbe-arınma. BALIK= Rahmetin rahmidir.
Musa(a.s) - Kehf suresi 61. ayet:
Bilgi- keşif-hikmet. BALIK=Hikmetin işaretidir.
*Bu yazının hazırlanmasında klasik tefsir kaynaklarından
Ragıp el-İsfehani
Müfredat
Lisan-ül Arap Ibn
Munzir
ChatGPT-5 OpenAl,
2025 modelinden
World Birds JOY OF NATURE.com
sitesi Balık Sembolizmi ve Anlamı (+Totem, Ruh ve Alametler) adlı yazıdan
faydalanılmıştır.
BALIK SEMBOLÜNÜN ÇEŞİTLI KÜLTÜRLERDE VE KUR'AN'DA
KULLANIMI
Hut حوت kelimesine Ragıp el-İsfehani
Müfredat adlı eserinde büyük balık demiştir.
Lisan-ül Arap'ta حوت (Hut) kelimesinin anlamı için:
🔹Kuşun suyun çevresinde
veya vahşi bir hayvanın bir şeyin etrafında dönmesi ve oradan ayrılmaması
🔹Ağır ağır da hızlı hızlı
da yutsa kendisine kafi gelmeyen, doymayan
🔹Büyük balina anlamında
yani bereket, refah ve bolluğun sembolüdür. Balina parayı, gücü ve nüfuzlu
kimseyi temsil eder.
🔹Büyük hedeflerin peşine
takılmak (bilgi, ticaret, kariyer...)
gibi anlamlarda kullanılır.
Kur'an’da 5 ayette 5 defa kullanılmıştır.
Kur'an'daki hut
(balık) kavramına geçmeden önce balığın çeşitli kültürlerde sembolik anlamını
incelersek;
Bir su canlısı olan
balığın su ve suda yaşayan başka varlıklarla yakın ilişkisi ve bunlarında
sembolik manası vardır.
Su bilinçdışının
derinliği ,arınma, hayat, canlılık, doğum, şifanın simgesidir. Su hayat
getirdiğinden, suyun derinliklerinde yaşayan tüm canlılar da doğurganlığı,
doğumu ve yeniden doğuşu sembolize eder.
Balık duyguların,
güdülerin, bilinçaltının simgesidir. Aynı zamanda zekanın, düşünce sürecinin
metaforudur. Balık, iyi şans ve refahı simgeler.
Çeşitli
kültürlerde balık sembolizmi;
Eski çağlardan beri
insanlar yaşam deneyimlerini, bilgilerini işaret ve semboller aracılığıyla
nesilden nesile aktarmışlardır. Pek çok kültürde balık; saygı duyulan,
özellikle dini törenlerinde kullanılan, sembolleri sütunlara, direklere kazınan
bir canlıdır. Amerikan yerlilerinde de böyleydi. Ayrıca balık, iyi bir gıda ve
yerli halkın geçim kaynağı olduğu için refahı, bolluğu, bereketi, şansı temsil
ediyordu.
Balık, Asya
kültürlerinde de zenginlik ve talihin simgelerindendir. Yabani atası sazan
balığı olan koi balığı, Çin mitolojisinin önemli motiflerindendir. Çin'de yeni
evli çiftlere doğurganlık, bağlılık ve mutluluk getirsin diye koi balığı
sunulurdu. Ayrıca bu balıkların nehrin akış yönünün tersine yüzme yetenekleri
azmi, cesareti ve kararlılığı da simgeler.
Japon kültüründe
de başarıyı, hırsı ve aşkı temsil eder.
Doğu Hint
mitolojisinde balık sembolizmi; yaratılış ve dönüşümle bağlantılıdır. Örneğin, Vişnunun
dünyayı bir selden kurtarmak için kendini bir balığa dönüştürdüğüne inanılır.
Hristiyanlık’ta
balık, İsa Mesih'i simgelediği için Hristiyanlar için de önemli bir semboldür.
Balık sembolü çok eski bir sembol olup Yunan ve Romanlar tarafından da
kullanıldığından İsa'nın ilk takipçileri, şüphe çekmeyeceğini düşündükleri için
ihthis balığı sembolünü, Hristiyanların toplanma ve mezar yerleri işaretçisi
olarak kullanmışlardır.
Yine somon balığı
sembolü, tüm Kelt mitolojisinde de vardır. Ezoterik bilgi, geleceği öngörme
gücüyle ilişkilendirilmiştir.
Bugün de “balina”
hem kolektif bilinçaltında, hem de popüler kültür, psikoloji ve çevre bilinci
alanlarında çok güçlü bir sembolik yük taşır.
Yani günümüzde de balina,
hem bilgelik ve derinlik, hem de doğanın kutsallığı ve insanın sorumluluğu
temalarını temsil etmeye devam etmektedir.
Balina, insanlık
tarihinde hep denizin sırlarını taşıyan, derinliğin bekçisi olarak görülmüştür.
Modern bilinçaltında da bu iz devam eder.
Bu yüzden bugün balina;
🔹Derinlik
bilinci
🔹Bilinçaltı,
sezgi, iç ses
🔹Yaşamın
gizli boyutu
sembolü olarak yorumlanır.
Psikolojik açıdan
balina, “bilinçaltının sessiz rehberi” olarak görülür.
Bu Jungcu arketip
yorumunda balina, insanın iç denizine dalma cesaretini temsil eder.
Modern kültürde
balina sembolizmi “aşırı büyüklük, derinlik ve gizem’’ ile
ilişkilendirilmiştir.
Ekolojik bilinçte
balina, “gezegenin kalp atışı’’ olarak adlandırılır.
Çünkü bilimsel olarak balinalar, deniz ekosisteminin oksijen
döngüsünde önemli rol oynar. Her bir balina öldüğünde okyanus tabanında “karbon
mezarı” oluşturarak atmosferdeki karbonu azaltır. Bu nedenle çevreci hareketler,
balinayı dünyanın nefes sembolü olarak görür. Bu sembolik olarak şu anlama
gelir: “Balinayı korumak, hayatın nefesini korumaktır.”
Spiritüel (manevî)
sembolizm: “İç denize iniş”
Modern maneviyat akımlarında (özellikle yoga, sufizm–psikoloji
sentezlerinde) balina derin sessizlik, iç yolculuk, tevazu
Su = bilinçaltı, ilahî hakikat
Balinanın sesi = evrenin kalp atışı olarak yorumlanmıştır.
Balina burada Tanrı’nın anlaşılmazlığı, doğanın kudreti ve
insanın kibri karşısındaki acziyetini temsil eder.
Carl Jung balinayı
“kolektif bilinçaltı” nın arketipi olarak yorumlar.
Deniz → bilinçaltı,
Balina → o bilinçaltının bilgesi veya koruyucusudur.
Modern
sufî yorumlar:
"Yunus’u yutan balina " insanı egosundan kurtaran
ilahî iç sesin simgesidir.
Bu anlayış, Kur’anî Yunus
sembolizmini çağdaş psikolojiye taşır.
KUR'AN'DA حوت HUT
KAVRAMI
1) Yahudilerde sebt ve balık (hut) ilişkisinin (dinlenme ve balık) A’raf
suresi 163. ayet bağlamında incelenmesi:
7 Araf Suresi 163.
Ayet : (Sözgelimi) onlara denizin kıyısındaki o kasaba hakkında sor; ahalisi,
(av için gözledikleri) balıkların (nedense) hep vecibelerine uymaları gereken
Sebt günü suları yararak çıkageldiklerini görünce, Sebt günü dışında ortaya
çıkmıyorlar bahanesiyle tutup, Sebt gününün örfünü nasıl çiğnerlerdi! Biz
onları işledikleri kötülükler sebebiyle işte böyle deniyorduk. (Muhammed Esed)
Sebt (şabat); Yahudilerin
dünyevi işleri bırakma, iş yapmama yükümlülüğü anlamını taşımaktadır.
Klasik tefsir
geleneğinde sebt sorumluluğu dini bir yükümlülüktür. İslam’da karşılığı cuma
ibadeti olarak gelir. Ancak cuma ibadetinin çalışma yasağı gibi bir yönü
yoktur.
Fahrettin Razi ve Kurtubi ‘’ Sebt, İsrailoğullarına farz
kılındı. Çünkü onlar dünya menfaatlerine aşırı meyletmişlerdi. Allah bu meyili
kırmak için bir günlüğüne dünyevi işleri yasakladı.’’ demişlerdir.
Sebt yasağı,
dünyevileşen bir toplumu ruhen arındırmak içindir ve o gün Yahudilerin çalışmamaları
emredilmiştir. Ancak aşırı derecede dünyevileşen Yahudiler, bu emri ihlal edip,
akın akın gelen balıkları avlamak hususunda çeşitli hileler geliştirip, yasağı
delmeyi başarmışlardır.
Bu ayette geçen حوت hut kelimesi; bol
rızık ,bereket, dünya metaı demektir.
Bir başka bakış
açısı da şöyledir: Sebt kelimesi Tevrat’ta
Yaratılış (Tekvin /Genesis) 2: 1-3:"Böylece Tanrı gök, yer ve bütün
düzenleri tamamladı. Yedinci gün bütün işlerden dinlendi (şabat).Tanrı yedinci
günü kutsadı ve onu kutsal kıldı. Çünkü Tanrı o gün yaratıp yapmış olduğu bütün
işlerden dinlendi."
Bu ayet Yahudiler
tarafından teolojik olarak yanlış anlaşılmış, şabat kelimesi antropomorfik değerlendirilmiştir. Şabat kelimesi Talmut dönemde
(M.Ö 3.yy-M.S 2 yy) insana özgü bir fiil gibi anlaşılmaya başlandı. ‘’Tanrı
yedinci gün yoruldu ve dinlendi. Bizde o gün çalışmamalıyız.’’ şeklindeki
literal okuma, onları tanrıyı taklite (İmitiatio Dei) (biz de O’nun gibi
yapmalıyız) götürdü.
Tesniye
5:14 "Yedinci gün Tanrı Rab için sebttir. Sen, oğlun, kızın, kölen,
hayvanın bile çalışmayacak"
A’raf suresi 163.
ayette bu antropomorfik anlayışa bir reddiye vardır. ‘’Siz Yahudiler tanrıyı
işi bırakan, dünyadan el etek çeken bir varlık gibi algıladınız. Ancak Allah
size gösterdiği ki o gün (sebt günü) yaratmayı sürdürür, bereketi de artırır.’’
Balıkların bol bol gelmesinin böyle sembolik bir yönü vardır.
Balık
sembolünün anlamı= Rızık, bereket, hayatın akışı
Deniz sembolünün
anlamı= Dünya ve tabiat düzeni
Sebt gününün
anlamı= Yaratılışın durduğu sanılan gün
Balıkların bol
bol gelmesinin anlamı= Tanrı yaratmayı durdurmaz. Siz tanrının sebt günü
dinlediğini sanıyorsunuz ama O sebt günü bile size bol bol rızık gönderiyor,
yaratmaya devam ediyor, mesajıdır.
Bu ayete bir
başka bakış açısı da şudur:
Yahudilerde tanrıyı
taklit (imitatio dei) anlayışı gereği tanrı yedi gün sebt yaptı, sen de O’nun
gibi yap, düşüncesine dönüşmesi mümkündür. Yani tanrıyı taklit etmeye kalktınız
ama balıklar bol bol gelince de dayanamayıp yasağı deldiniz, vurgusu vardır.
Tanrı onların bu
çelişkili halini, sahte dindarlık eylemlerini, kendilerine sebt günü bol bol
balık göndererek ispat etmiştir.
Tanrıyı taklit
etme iddianız bile dünyevi arzularınızla sınandığında samimiyet testinden
geçemiyor, demektir. İnsan yanlış inancını, kendi eylemleriyle yine kendisi
çürütmüştür.
Kur'an'da bu olay
dini samimiyetin sınanması olarak anlatılır. A’raf suresi 163. ayette ‘’...
İşte böylece onları yoldan çıkmaları sebebiyle sınıyorduk.’’ denilmektedir.
Ancak bu sınamada - o gün balıkların bol bol gelmesi hadisesinde- insan
doğasına uyumlu olan hangisidir? Belirlenen
bir günde hiç iş yapma “mutlak dinlen” yasak emri olarak, yani iradeye sınır
koyan dışsal bir disiplin anlayışı mı? Yoksa “o gün işi tam bırakmayı başaramazsın,
istesen de yapamazsının’’ ispatı olarak
balıkların bol gelmesi, yani içsel farkındalığı inşa eden bir sınama yöntemi midir?
Sebt örneğinde İsrailoğullarına sadece "balık
tutmayın" denilmemiş, balıkların tam da o gün bol gelmesi sağlanmıştır.
Sadece iş yapmak yasak olsaydı, balıklar sebt günü bol bol geliyordu, vurgusu
olmazdı.
Yani mesele, dışsal
bir engel değil, içsel bir sabır sınavıdır. Kişi kendini tanıyarak özdenetimi öğrenirse
daha kalıcı olur.
2)Yunus (a.s) kıssasında balık (hut) figürü:
Saffat suresi 142.
ayette Yunus(a.s)’u yutan balığın bir metafor mu yoksa tarihi bir olay mı
olduğu hem klasik tefsirlerde hem de modern yorumlarda tartışılmıştır.
37 Saffat Suresi 142.
Ayet :O, kınanmış bir haldeyken kendisini hemen balık yutmuştu.
43. Ayet : Eğer
tesbih edenlerden olmasaydı,
144. Ayet : Yeniden
(insanların) dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.
Fahrettin Razi; Hz.
Yunus'un balığın karnında yaşaması, Allah'ın kudretinin yaratılmışlar
üzerindeki sınırsız tasarrufunu gösterir,
der.
Elmalılı Hamdi Yazır; Hz. Yunus'un balığın
karnında diri kalması, tıpkı Hz. İbrahim'in ateşte yanmaması gibi bir mucizedir,
demiştir.
20. yy tefsir
metodunda ise; Hz. Yunus'un kıssası ruhsal bir arınma sembolü olarak
okunmuştur.
Muhammed Esed;
Kur'an'daki balık, Hz. Yunus'un içine düştüğü ruh halinin ve kendi vicdanı
buhranının bir mecazidir, der.
Fazlurrahman Malik;
Yunus'un balığın karnına düşmesi, peygamberin geçirdiği iç hesaplaşmanın
sembolüdür, demiştir.
Bu anlayışa göre
balığın yutması; Yunus'un ruhsal çöküş sürecine girmesi, balıktan çıkması; tövbe
ve yeniden doğuş anlamına gelir.
Kur'an, tarihi
olayları anlatırken çoğu zaman onları simgesel anlam katmanları ile sunar. Bu
yüzden bir olay hem gerçek hem öğretici sembol olabilir.
Balığın karnı: Karanlık iç hesaplaşma
Yunus'un duası: Ruhsal yeniden doğuş
Denizin derinliği: İnsanın varoluş krizi
Karanlıktan çıkış: Tövbe ve göreve dönüş anlamı taşıyabilir.
Saffat Suresi 142. Ayet: Balık Onu yuttu / Karanlıkla yüzleşme
Saffat Suresi 143. Ayet: Tesbih edenlerden olmasaydı / Tövbe, farkındalık
Enbiya Suresi 87. Ayet: Zulmedenlerden oldum/ İçgörü, kendini
değiştirme bilinci
Saffat Suresi 145. Ayet: Onu hasta bir halde karaya attık / Yeniden doğuş
İnsanın içsel buhranlarıyla, karanlıklarla
yüzleşmesi ve yeniden dirilmesi her çağa hitap eden evrensel bir modeldir.
Bu kıssada balık,
Yunus (as) için cezalandırıcı mı yoksa ödüllendirici bir misyon mu üstlendi diye
sorarsak; balık tüm kültürlerde bolluk, bereket, yeniden doğuş ve rahmeti
sembolize eder. Balık yalnızca yutan bir canavar değil, aynı zamanda hayatın
taşıyıcısı olarak da algılanabilir. Yunus (as) kıssasında balık sembolizmi;
itaatsizliği, dolayısıyla onu yutan varlık olması sebebiyle sınama ve
cezalandırma aracı olarak görülebilir. Buna dışsal yön diyebiliriz. Ancak aynı
balık Yunus (as)’ ı öldürmeyen ve onu koruyan, denizin derinliklerde yok eden değil, saklayan bir rahim
gibidir. Yani balık Yunus (as) için bir mezar değil, yeniden doğuşa kadar
koruyan bir anne rahmi olmuştur. Bu da içsel yönü sembolize eder.
Balığın karnında
kalmak Yunus (as) için ceza değil, cezaya dönüşebilecek bir halin arınmaya
dönüşme fırsatı olmuştur. Tesbihi sayesinde Yunus (as), o halini rahmete
çevirebilmiştir. "Eğer tesbih edenlerden olmasaydı" cümlesi geçmişte onun
sürekli tesbih ettiğine işaret eder. Allah'a kulluk bilincine sahip bir kul
olmasaydı, balığın karnı onun için bir kurtuluş değil, felaket olurdu. Razi bu
duruma ‘balığın karnı kafir için kabir olurdu, Yunus(as) için rahmetin rahmi
oldu’ der. Yani bir şeyin felaket mi yoksa rahmet mi olacağı, kulun kendi içsel
haline, olayları algılama biçimine, krizleri fırsata çevirme potansiyeline
bağlıdır. Tasavvufi literatürde buna "Halin dönüşümü= İnkılab-ı hal"
denir.
Doğmak; büyümek ve
görev almanın ilk adımıdır. Doğmayan büyüyemez. Yunus(as)'un balığın karnındaki
hali hatalarından yeniden doğmayı, sıkıntıyı zikirle rahmete dönüştürme gücünü
anlatır.
Tesbih, ilahi
kaderi değiştirmese de kaderin anlamını değiştirir.
3) Kehf suresinde balık figürü bilgi: Hikmet ve ilahi
rehberlik
Kehf Suresi 60-65.
ayetlerde anlatılan Musa(as) ve genç yardımcısının balık (hut) olayı sadece bir
yemek unutma hikayesi değil, bilginin kaynağı, ilahi rehberliğin başlangıcı ve
insan idrakinin sınırlarını anlatan sembolik bir pasajdır.
18 Kehf Suresi 60.
Ayet : Hani Musa, genç arkadaşına: -İki denizin birleştiği yere ulaşmaya veya
yıllarca yürümeye kararlıyım, demişti.
61: Onlar, iki denizin birleştiği yere ulaştıklarında
balıklarını unuttular. O da denizde kaybolup gitti.
62: O yeri
geçtikleri zaman genç arkadaşına:
-Yiyeceğimizi getir, bu yolculuğumuzda bir hayli yorgun düştük, dedi.
63: Gördün mü,
kayalığa sığındığımızda ben balığı unuttum. Onu bana şeytandan başkası
unutturmadı. Şaşılacak şekilde o, denizde yol aldı, demişti.
64: Musa: İşte,
aradığımız buydu, dedi. İzleri üzerine gerisin geriye döndüler.
65: Orada,
kendisine esenlik verip, katımızdan bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kul
buldular.
Bu ayetlerde
balığın literal anlamı: Allah Musa'ya balığı, bilgi sahibi kullarından biriyle
karşılaşacağı yerin alameti olarak vermiştir. ‘Yanında taşıdığın balık nerede
kaybolursa orada o kul seni bekleyecektir.’ anlamına gelen mucizevi işarettir.
Balığın dirilip
denize atlaması, ilahi bilginin kaynağının orada olduğunu gösterir.
Sembolik anlam
olarak;
Balık (hut): Bilgi, hayat, hikmet
İki denizin birleştiği yer: Dışsal (maddi) dünya
ile içsel (manevi, ruhsal bilginin derinlikleri) dünyanın kesiştiği nokta
Balığın canlanıp
denize gitmesi: İlmin
ilahi kaynağa dönüşü
Balığın
unutulması: Akıl
merkezli beşeri bilginin unutulabilir olması
Bu sembolik
okumada balık, bilginin hayat kazandığı anı temsil eder. Razi, ‘balığın
canlanması bilgi ile hayat bulan kalbin sembolüdür.’ der.
Fazal Ali Kureyşi;
unutmak burada gaflet değil aklın geriye çekilmesidir, der.
Bu kıssanın
metaforik yorumu: Musa(sav)'nın yolculuğu, akıl yoluyla hakikat arayışı;
balığın kaybolduğu yer, nefsin teslimiyet noktasına ulaşması; balığın dirilmesi,
kalbin yeniden doğuşu; Salih kulla buluşma, ruhsal yolculuk olaylarının maddi
yönünden manevi boyuta geçişi yani hikmete ulaşmayı temsil eder.
Bilgi sadece
pozitif bilim değildir. Bilginin daha derin boyutu da vardır. Hikmet bu
boyutlarından biridir. Hikmet bilgisi deniz gibi derindir. İnsan aklı o
derinliğe inemeyebilir. Bunun için olaylara bakış ve kavrayışına boyut
atlatması, nefsini eğitmesi gerekir.Olaylar
sadece gördüğünden ibaret değildir.
Bu kıssada
evrensel mesaj: Hakikate ulaşmak için akıl daima tevazu göstermelidir. Bilgi
ancak Allah'ın rahmeti ile hikmete döner yani can bulur.
Balık bu kıssada Yunus(as)’
un kıssasında olduğu gibi hayat, rahmet ve bereketin sembolüdür. Yalnız bu kez
bilgi formunda tecelli etmiştir.
Özetlersek
Kur'an'da 3 büyük balık (hut) sembolü vardır:
Sebt
halkı - A’raf suresi 163.
ayet: İtaat- dünyevi sınanma. BALIK= Rızık ve bereketle imanın teslimiyetinin
sınanmasıdır.
Yunus (a.s) - Saffat suresi 142.
ayet: Tevbe-arınma. BALIK= Rahmetin rahmidir.
Musa(a.s) - Kehf suresi 61. ayet:
Bilgi- keşif-hikmet. BALIK=Hikmetin işaretidir.
*Bu yazının hazırlanmasında klasik tefsir kaynaklarından
Ragıp el-İsfehani
Müfredat
Lisan-ül Arap Ibn
Munzir
ChatGPT-5 OpenAl,
2025 modelinden
World Birds JOY OF NATURE.com
sitesi Balık Sembolizmi ve Anlamı (+Totem, Ruh ve Alametler) adlı yazıdan
faydalanılmıştır.