Loading...
CEHALET

    KUR'AN'DA CEHİL KAVRAMI

    Kelimenin kökü  ج-ه-ل olup yaygın olarak ilmin     علمzıddı yani bilgi eksikliği olarak bilinmesine rağmen cehlin başka çesitleride vardır.

    Lisanu’l 'Arab'da  ibn Manzûr  جهل kelimesiyle ile ilgili  "Tencere kaynayınca, fokurdayıp taşınca köpürüp kapağını itince 'cehile' fiili kullanılır." diyor.

    Cahilliğin anlamı sadece bilgi eksikliği değildir ayrıca kişinin düşünce ve davranışlarında kontrolsüzlük, taşkınlık, ölçüsüzlük anlamıda vardır. Bu durumda  cahil insan öfkelendiğinde kendini kontrol edemeyen taşkınlık yapan insan tipidir.

   Ragıp el-İsfehani Mufredat adlı kitabinda جهل kelimesi icin  “rüzgar dalı hareket ettirdi” anlamında kullanır diyor. Yani rüzgar dalı ölçüsüzce sağa sola savurdu anlamında bir kullanım. Cahillik öyle bir şeydir ki dıştan gelen bir etkenle insan kontrolsüzce davranabilir tıpkı rüzgarın dalı  kontrolsüzce her yöne savurması gibi.

   Ayni kökten türeyen “meçhul” kelimesi kişiyi birşeyi yanlış algılamaya  sevk edecek iş olay durum alışkanlık adet vasıf haslet demektir.(Müfredat)

     Ragıp el-İsfehani Müfredatta cehl 3 çeşittir der. Birincisi: Nefsin, aklın bilgiden yoksun olması. Temel anlamı budur. Nasıl ilme  nizama düzene uygun fiilerde bulunmayı gerektiren şey anlam yüklendiyse aynı şekilde  kelamcılardan bazısı da cehâlete, bilgisizliğe  nizamın, düzenin dışında, ona uygun olmayan fillerde bulunmayı gerektiren şey anlam yüklemişlerdir.

İkıncisi : Bir șeyin (gerçekte) olduğundan farklı olduğuna inanma

Üçüncüsü: Hakkında taşınan inanç sahih doğru da olsa veyahut fasid, bozuk da olsa bir șeyi yapılması gerekenden farklı bir șekilde yapmak.

   Yine İbn Fâris (Mu'cemü Maqāyîs al-Luģa,da  جهلİ için "Cehlin asli, ölçüden çıkmak, itidalden sapmaktir." Diyor.

   Bu kök manalardan türeyen "cahil/ cehalet/cahiliyye", kavralarıı Kur'an'da artık bir ahlâkî-ruhsal davranış biçiminin adı hâline dönüşmüştür.

   Kur'an'daki "cehalet", salt bilgi eksikliği değil, akli ve ahlâkî dengeyi kaybetme hâlidir.

   Bu bilgiler ışığında Kur'an'da cehil/cehalet/cahiliyye kavramlarının nasıl kullanıldığını incelemeye çalışacaĝız.

   Cahil/cehalet/cahiliyye kavramları Ku’an’da 24 ayette 24 kez geçer. Bunlardan 10 tanesi ismi-fail  (Bakara:  67,273   Enam:35   Araf:199    Hud:46   Yusuf:33 ,89  Furkan:63   Kasas: 55   Zumer:64)   

    5 tanesi fiil ( Enam:111   Araf:138   Hud:29   :55   Ahkaf:23)

   4 tanesi mastar (Nisa:17   Enam:54   Nahl:119   Hucurat:6)

   4 tanesi ismi mansub (A.Imran:154   Maide:50   Ahzap:33   Fetih:33)

   1 tanesi sıfatı müşebbehe ( Ahzap:72) formunda gelmistir.

1)Bilgi eksikliği yani ilmin   علمzıddı olarak cehlin kullanımı: Kişi karar verme mekanizmalarını işletirken elinde yeterince bilgi yoktur. Bu durum onun bir konuyu yanlış anlayıp isabetli karar verememesine neden olabilir.

2 Bakara Suresi.273:”(Ve) Allah yoluna kendilerini tamamen adamış oldukları için yeryüzünde (rızık aramak niyetiyle) gezip dolaşamayan muhtaçlar(a yardım edin). (Onların durumunun) farkında olmayan, onları zengin zanneder, çünkü (istemekten) çekinirler; (ancak) sen onları (bazı) özelliklerinden tanıyabilirsin: insanlardan arsız bir şekilde istemekten kaçınırlar. Ve onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.: (Muhammed Esed)

لِلْفُقَرَاءِ الَّذٖينَ اُحْصِرُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَطٖيعُونَ ضَرْبًا فِى الْاَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسٖيمٰیهُمْ لَا يَسْپَلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ ﴿٢٧٣-٢﴾؛

   Bu ayette   جاهل kelimesi "bilmeyen" o konu hakkında yeterince araştırma yapmamış dolayısıyla o konuyu ölçme değerlendirme kriterlerinden yoksun kimse anlamındadır.

49 Hucurat Suresi.6:” Ey iman edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Diyanet Meali)

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصٖيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمٖينَ ﴿٦-٤٩﴾؛

Ayeti de benzer manada bir cahilliği anlatmaktadır.

2) Kur’an’da cehalet kavramı ile salt akademik bilgi eksikliğinden ziyade duygu denetimsizliğinden kaynaklanan taşkın kontrolsüz davranışlar, aklen bilinse de duyguların akla galip gelmesi ,doğru ile yanlışı ayırt etme yetisinin bozulması gibi akli ve ahlaki dengeyi kaybetme hali tanımlanmaktadır.

  CEHALET bilmeden değil, duygusal taşkınlıkla, hevasına uyarak kötülük işlemek demektir. Kötülükten vazgeçmeyi istedikleri takdirde bunlar için tövbe kapılarının açık olduğunu Kur’an’da beyan edilmiştir àNisa:17   Enam:14   Nahl:114

  Cehalet halinin bir toplumda yaygınlaşıp toplumsal, kültürel ve ahlâkî bir sisteme dönüşmüş hâline  CAHILIYYE denir.

   Kur'an'da "el-câhiliyye" kavramı dört yerde geçer (Âl-i imrân:154    Mâide:50   Ahzâb:33   Fetih:26)

  Hepsinde bir düșünce biçimi, tutum ve aidiyet haliyle beraber toplumsal bir bozulma yanlışın yaygınlaşması halini tarif eder.

   Dolayısıyla câhiliyye'ye mensup olmak  bir duygu, düşünce ve davranış biçimine mensup olmak demektir. Câhiliyye bir zamana değil, bir zihniyete mensup olmaktır.  Bu yüzden de her çağda görülmeye devam edecektir. Cahiliyye toplumunda fertlerin bazı ortak özellikleri vardır. Bunlar;

  ◾️Fiziksel görünüm sahip olduğu maddiyat ile kendini görünür kılma dikkat çekme arzusunun taşkınlık boyutuna gelmesi durumu àAhzap  33

  ◾️ İlahi hikmeti kavrayamadığı için  tepkisellik, sorumluluğu üstlenmemekten kaynaklanan suçu hep başkalarında arama psikolojisi, acıyı olgun bir şekilde taşıyamama hali à Al-i Imran 154

 ◾️Kendi arzusuna göre hüküm verilmesini isteme, ilahi hükümlerden memnun olmama,  kaçınma isteği àMaide:50

   Cahiliyye zihniyetinin psikolojik alt yapisinda tanımlarsak klasik müfessirler (Zemahşerî, Râzî, ibn Âşûr) ve modern psikoloji perspektifine göre câhiliyye zihniyeti" üç temel ruhsal özelliğe sahiptir:

1)       Hevâ-merkezlilik (Benmerkezcilik)

Akıl yerine içgüdü, arzu, öfke ve grup aidiyetiyle hareket etme.

Karar süreçlerinde ilim değil, duygu ve önyargı hâkimdir.

Nefsin hâkimiyeti altında kalan bir bilinç hali

        2)  Hamiyyet ve Asabiyet (Körü körüne  grup bağlılığı)àFetih 26

Kişi hakikat yerine grup kimliği, kabile, aidiyet ile hareket eder.

Duygusal öfke, bireysel sorumluluğun önüne geçer.

       3)Korku ve Şüphe (iman yerine zan)àAl-i İmran 154

Ruhsal olarak kaygı, güvensizlik, korku hâkimdir.

Zor zamanlarda sıkıntıya göğüs germek yerine başkalarını suçlama toplumu karıştırma ahlaki zafiyeti vardır.

   Elçiler üzerinden cahil kavramında ilahi terbiyenin tüm insanlara  yansımalarını incelersek;

   Kur'an'da Peygamber psikolojisini hem de "cehalet" kavramının ruhsal boyutunu anlatmak için  üç elçi (Muhammet, Nuh ,Yunus) örnek verilmektedir. İkisine cahillerden olma (Muhammet ,Nuh) denilirken, birisi de kendi ağzından (Yusuf)  “...cahillerden olurdum” ifadesiyle cahillerden olmama azim ve kararlılığını anlatılırken muhataplara da kendi hayatına yansıtacağı  ruhsal gelişim bilinci örnek gösterilir.

🔹️6  Enam Suresi.35:” Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde câhillerden olma!” (Bayraktar Bayraklı)

Muhammed (a.s) kavminin iman etmemesinden  derin bir ruhsal yorgunluk hissediyordu Bu ayette Allah Teâlâ, onu “câhillerden olma" emriyle,  duygusal taşkınlık sonucu yanlışa düşme ihtimaline , aceleci hidayet arzusuna, sabırsızlığa düşmemeye çağırır. Bu uyarı elçide ruhsal sukuneti destekler.

🔹️11 Hud Suresi.46: “Allah dedi: “Ey Nuh! O, senin ailenden değildir. Çünkü yaptığı kötü bir iştir. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmayasın diye öğüt veriyorum.”  (Hamdi Döndüren)

Nuh (a.s) bu olayda duygularıyla aklının arasında kalmıştı. Oğlunun  helak olacakların arasında geride kalmasına gönlü razı olmasa da aklı onun kurtulamayacağını biliyordu. Allah’ın (cc) cahillerden olma uyarısı bilgiden kopuk duygusal isteğini hikmet ve teslimiyete çevirmiştir. Evlat sevgisi bile olsa insanı ilahi ilkelerden korparmamalı eğitimidir bu ayet.

🔹️12 Yusuf Suresi.33: Yûsuf, 'Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum' dedi. (Diyanet Meali)

  Bu dua Yusuf (a s)’ın nefsin arzularına boyun eğmeme, irade terbiyesi , yüksek ahlak bilincini ifade eder.

   Bu emir ve dua bilinci tüm inananları kapsayan evrensel bir mesajdır.

    Cehalet kavramını işlerken fiil formunda kullanılan bazı ayetlere verdiği mesaj bakımından dikkat çekmek istiyorum.

Araf:138 Musa (a.s)

Hud:28   Nuh (a.s)

Neml:55  Lut (a.s)

Ahkaf :23  Hud (a.s)

     Bu ayetlerde elçilerin halklarına ismi fail (cahil) formunda değil de muzari fiil ( yechelun/techelun) formunda hitap etmelerindeki incelik nedir?

     Kelimeyi fiil formunda kullanmak ;

🔹️Cehaleti kalıcı kimlik değil geçici bir eylem görmek şu an cahilsiniz ama bilgiyle giderilebilecek bir durumdur vurgusunu,

🔹️Elçilerin davet dilindeki yumuşaklık ve muhatabı damgalayarak dışlama değil  yumuşak bir uyarı amacını taşır.

 🔹️Fiil şahsı deĝil davranışı eleştirir.

  Ismi fail formunda kullanmak durumun geçici değil kalıcı olduğunu, eğitici bir uyarı değil daha çok yargılayıcı bir üslup olduğunu düşündürür.

   Kavram sıfatı müşebbehe (kalıcı sıfat) olarak tek bir ayette geçer. Cehul cehalette aşırı giden demektir.

33 Ahzab Suresi.72:”Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Diyanet Meali)

اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا ﴿٧٢-٣٣﴾؛

   Cehûl  insan ırkında  geçici bir eksiklik değil, nefsî bir zaafı anlatır. İnsan emaneti üstlenmiştir, çünkü "çok zalim ve çok cahil", yani sorumluluğunun ağırlığını idrak edemeyecek kadar taşkındır. Bu durum  insan ırkının yapısal bir özelliğidir. Düzeltilmesi ise ancak ilahi rehberlikle mümkündür.

ALLAH  en doğrusunu en iyisini en güzelini bilir.                  

  

 

 



    KUR'AN'DA CEHİL KAVRAMI

    Kelimenin kökü  ج-ه-ل olup yaygın olarak ilmin     علمzıddı yani bilgi eksikliği olarak bilinmesine rağmen cehlin başka çesitleride vardır.

    Lisanu’l 'Arab'da  ibn Manzûr  جهل kelimesiyle ile ilgili  "Tencere kaynayınca, fokurdayıp taşınca köpürüp kapağını itince 'cehile' fiili kullanılır." diyor.

    Cahilliğin anlamı sadece bilgi eksikliği değildir ayrıca kişinin düşünce ve davranışlarında kontrolsüzlük, taşkınlık, ölçüsüzlük anlamıda vardır. Bu durumda  cahil insan öfkelendiğinde kendini kontrol edemeyen taşkınlık yapan insan tipidir.

   Ragıp el-İsfehani Mufredat adlı kitabinda جهل kelimesi icin  “rüzgar dalı hareket ettirdi” anlamında kullanır diyor. Yani rüzgar dalı ölçüsüzce sağa sola savurdu anlamında bir kullanım. Cahillik öyle bir şeydir ki dıştan gelen bir etkenle insan kontrolsüzce davranabilir tıpkı rüzgarın dalı  kontrolsüzce her yöne savurması gibi.

   Ayni kökten türeyen “meçhul” kelimesi kişiyi birşeyi yanlış algılamaya  sevk edecek iş olay durum alışkanlık adet vasıf haslet demektir.(Müfredat)

     Ragıp el-İsfehani Müfredatta cehl 3 çeşittir der. Birincisi: Nefsin, aklın bilgiden yoksun olması. Temel anlamı budur. Nasıl ilme  nizama düzene uygun fiilerde bulunmayı gerektiren şey anlam yüklendiyse aynı şekilde  kelamcılardan bazısı da cehâlete, bilgisizliğe  nizamın, düzenin dışında, ona uygun olmayan fillerde bulunmayı gerektiren şey anlam yüklemişlerdir.

İkıncisi : Bir șeyin (gerçekte) olduğundan farklı olduğuna inanma

Üçüncüsü: Hakkında taşınan inanç sahih doğru da olsa veyahut fasid, bozuk da olsa bir șeyi yapılması gerekenden farklı bir șekilde yapmak.

   Yine İbn Fâris (Mu'cemü Maqāyîs al-Luģa,da  جهلİ için "Cehlin asli, ölçüden çıkmak, itidalden sapmaktir." Diyor.

   Bu kök manalardan türeyen "cahil/ cehalet/cahiliyye", kavralarıı Kur'an'da artık bir ahlâkî-ruhsal davranış biçiminin adı hâline dönüşmüştür.

   Kur'an'daki "cehalet", salt bilgi eksikliği değil, akli ve ahlâkî dengeyi kaybetme hâlidir.

   Bu bilgiler ışığında Kur'an'da cehil/cehalet/cahiliyye kavramlarının nasıl kullanıldığını incelemeye çalışacaĝız.

   Cahil/cehalet/cahiliyye kavramları Ku’an’da 24 ayette 24 kez geçer. Bunlardan 10 tanesi ismi-fail  (Bakara:  67,273   Enam:35   Araf:199    Hud:46   Yusuf:33 ,89  Furkan:63   Kasas: 55   Zumer:64)   

    5 tanesi fiil ( Enam:111   Araf:138   Hud:29   :55   Ahkaf:23)

   4 tanesi mastar (Nisa:17   Enam:54   Nahl:119   Hucurat:6)

   4 tanesi ismi mansub (A.Imran:154   Maide:50   Ahzap:33   Fetih:33)

   1 tanesi sıfatı müşebbehe ( Ahzap:72) formunda gelmistir.

1)Bilgi eksikliği yani ilmin   علمzıddı olarak cehlin kullanımı: Kişi karar verme mekanizmalarını işletirken elinde yeterince bilgi yoktur. Bu durum onun bir konuyu yanlış anlayıp isabetli karar verememesine neden olabilir.

2 Bakara Suresi.273:”(Ve) Allah yoluna kendilerini tamamen adamış oldukları için yeryüzünde (rızık aramak niyetiyle) gezip dolaşamayan muhtaçlar(a yardım edin). (Onların durumunun) farkında olmayan, onları zengin zanneder, çünkü (istemekten) çekinirler; (ancak) sen onları (bazı) özelliklerinden tanıyabilirsin: insanlardan arsız bir şekilde istemekten kaçınırlar. Ve onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.: (Muhammed Esed)

لِلْفُقَرَاءِ الَّذٖينَ اُحْصِرُوا فٖى سَبٖيلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَطٖيعُونَ ضَرْبًا فِى الْاَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسٖيمٰیهُمْ لَا يَسْپَلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهٖ عَلٖيمٌ ﴿٢٧٣-٢﴾؛

   Bu ayette   جاهل kelimesi "bilmeyen" o konu hakkında yeterince araştırma yapmamış dolayısıyla o konuyu ölçme değerlendirme kriterlerinden yoksun kimse anlamındadır.

49 Hucurat Suresi.6:” Ey iman edenler! Size bir fâsık bir haber getirirse, bilmeyerek bir topluluğa zarar verip yaptığınıza pişman olmamak için o haberin doğruluğunu araştırın.” (Diyanet Meali)

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اِنْ جَاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ فَتَبَيَّنُوا اَنْ تُصٖيبُوا قَوْمًا بِجَهَالَةٍ فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِمٖينَ ﴿٦-٤٩﴾؛

Ayeti de benzer manada bir cahilliği anlatmaktadır.

2) Kur’an’da cehalet kavramı ile salt akademik bilgi eksikliğinden ziyade duygu denetimsizliğinden kaynaklanan taşkın kontrolsüz davranışlar, aklen bilinse de duyguların akla galip gelmesi ,doğru ile yanlışı ayırt etme yetisinin bozulması gibi akli ve ahlaki dengeyi kaybetme hali tanımlanmaktadır.

  CEHALET bilmeden değil, duygusal taşkınlıkla, hevasına uyarak kötülük işlemek demektir. Kötülükten vazgeçmeyi istedikleri takdirde bunlar için tövbe kapılarının açık olduğunu Kur’an’da beyan edilmiştir àNisa:17   Enam:14   Nahl:114

  Cehalet halinin bir toplumda yaygınlaşıp toplumsal, kültürel ve ahlâkî bir sisteme dönüşmüş hâline  CAHILIYYE denir.

   Kur'an'da "el-câhiliyye" kavramı dört yerde geçer (Âl-i imrân:154    Mâide:50   Ahzâb:33   Fetih:26)

  Hepsinde bir düșünce biçimi, tutum ve aidiyet haliyle beraber toplumsal bir bozulma yanlışın yaygınlaşması halini tarif eder.

   Dolayısıyla câhiliyye'ye mensup olmak  bir duygu, düşünce ve davranış biçimine mensup olmak demektir. Câhiliyye bir zamana değil, bir zihniyete mensup olmaktır.  Bu yüzden de her çağda görülmeye devam edecektir. Cahiliyye toplumunda fertlerin bazı ortak özellikleri vardır. Bunlar;

  ◾️Fiziksel görünüm sahip olduğu maddiyat ile kendini görünür kılma dikkat çekme arzusunun taşkınlık boyutuna gelmesi durumu àAhzap  33

  ◾️ İlahi hikmeti kavrayamadığı için  tepkisellik, sorumluluğu üstlenmemekten kaynaklanan suçu hep başkalarında arama psikolojisi, acıyı olgun bir şekilde taşıyamama hali à Al-i Imran 154

 ◾️Kendi arzusuna göre hüküm verilmesini isteme, ilahi hükümlerden memnun olmama,  kaçınma isteği àMaide:50

   Cahiliyye zihniyetinin psikolojik alt yapisinda tanımlarsak klasik müfessirler (Zemahşerî, Râzî, ibn Âşûr) ve modern psikoloji perspektifine göre câhiliyye zihniyeti" üç temel ruhsal özelliğe sahiptir:

1)       Hevâ-merkezlilik (Benmerkezcilik)

Akıl yerine içgüdü, arzu, öfke ve grup aidiyetiyle hareket etme.

Karar süreçlerinde ilim değil, duygu ve önyargı hâkimdir.

Nefsin hâkimiyeti altında kalan bir bilinç hali

        2)  Hamiyyet ve Asabiyet (Körü körüne  grup bağlılığı)àFetih 26

Kişi hakikat yerine grup kimliği, kabile, aidiyet ile hareket eder.

Duygusal öfke, bireysel sorumluluğun önüne geçer.

       3)Korku ve Şüphe (iman yerine zan)àAl-i İmran 154

Ruhsal olarak kaygı, güvensizlik, korku hâkimdir.

Zor zamanlarda sıkıntıya göğüs germek yerine başkalarını suçlama toplumu karıştırma ahlaki zafiyeti vardır.

   Elçiler üzerinden cahil kavramında ilahi terbiyenin tüm insanlara  yansımalarını incelersek;

   Kur'an'da Peygamber psikolojisini hem de "cehalet" kavramının ruhsal boyutunu anlatmak için  üç elçi (Muhammet, Nuh ,Yunus) örnek verilmektedir. İkisine cahillerden olma (Muhammet ,Nuh) denilirken, birisi de kendi ağzından (Yusuf)  “...cahillerden olurdum” ifadesiyle cahillerden olmama azim ve kararlılığını anlatılırken muhataplara da kendi hayatına yansıtacağı  ruhsal gelişim bilinci örnek gösterilir.

🔹️6  Enam Suresi.35:” Eğer onların yüz çevirmesi sana ağır geldiyse, haydi yerin içine bir tünel aç, ya da göğe bir merdiven daya ki, onlara bir mucize getiresin. Allah dileseydi, elbette onları hidayet üzerinde toplardı. O halde câhillerden olma!” (Bayraktar Bayraklı)

Muhammed (a.s) kavminin iman etmemesinden  derin bir ruhsal yorgunluk hissediyordu Bu ayette Allah Teâlâ, onu “câhillerden olma" emriyle,  duygusal taşkınlık sonucu yanlışa düşme ihtimaline , aceleci hidayet arzusuna, sabırsızlığa düşmemeye çağırır. Bu uyarı elçide ruhsal sukuneti destekler.

🔹️11 Hud Suresi.46: “Allah dedi: “Ey Nuh! O, senin ailenden değildir. Çünkü yaptığı kötü bir iştir. Hakkında bilgin olmayan şeyi benden isteme! Ben sana cahillerden olmayasın diye öğüt veriyorum.”  (Hamdi Döndüren)

Nuh (a.s) bu olayda duygularıyla aklının arasında kalmıştı. Oğlunun  helak olacakların arasında geride kalmasına gönlü razı olmasa da aklı onun kurtulamayacağını biliyordu. Allah’ın (cc) cahillerden olma uyarısı bilgiden kopuk duygusal isteğini hikmet ve teslimiyete çevirmiştir. Evlat sevgisi bile olsa insanı ilahi ilkelerden korparmamalı eğitimidir bu ayet.

🔹️12 Yusuf Suresi.33: Yûsuf, 'Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni dâvet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve cahillerden olurum' dedi. (Diyanet Meali)

  Bu dua Yusuf (a s)’ın nefsin arzularına boyun eğmeme, irade terbiyesi , yüksek ahlak bilincini ifade eder.

   Bu emir ve dua bilinci tüm inananları kapsayan evrensel bir mesajdır.

    Cehalet kavramını işlerken fiil formunda kullanılan bazı ayetlere verdiği mesaj bakımından dikkat çekmek istiyorum.

Araf:138 Musa (a.s)

Hud:28   Nuh (a.s)

Neml:55  Lut (a.s)

Ahkaf :23  Hud (a.s)

     Bu ayetlerde elçilerin halklarına ismi fail (cahil) formunda değil de muzari fiil ( yechelun/techelun) formunda hitap etmelerindeki incelik nedir?

     Kelimeyi fiil formunda kullanmak ;

🔹️Cehaleti kalıcı kimlik değil geçici bir eylem görmek şu an cahilsiniz ama bilgiyle giderilebilecek bir durumdur vurgusunu,

🔹️Elçilerin davet dilindeki yumuşaklık ve muhatabı damgalayarak dışlama değil  yumuşak bir uyarı amacını taşır.

 🔹️Fiil şahsı deĝil davranışı eleştirir.

  Ismi fail formunda kullanmak durumun geçici değil kalıcı olduğunu, eğitici bir uyarı değil daha çok yargılayıcı bir üslup olduğunu düşündürür.

   Kavram sıfatı müşebbehe (kalıcı sıfat) olarak tek bir ayette geçer. Cehul cehalette aşırı giden demektir.

33 Ahzab Suresi.72:”Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir.” (Diyanet Meali)

اِنَّا عَرَضْنَا الْاَمَانَةَ عَلَى السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَالْجِبَالِ فَاَبَيْنَ اَنْ يَحْمِلْنَهَا وَاَشْفَقْنَ مِنْهَا وَحَمَلَهَا الْاِنْسَانُ اِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا ﴿٧٢-٣٣﴾؛

   Cehûl  insan ırkında  geçici bir eksiklik değil, nefsî bir zaafı anlatır. İnsan emaneti üstlenmiştir, çünkü "çok zalim ve çok cahil", yani sorumluluğunun ağırlığını idrak edemeyecek kadar taşkındır. Bu durum  insan ırkının yapısal bir özelliğidir. Düzeltilmesi ise ancak ilahi rehberlikle mümkündür.

ALLAH  en doğrusunu en iyisini en güzelini bilir.